KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2014/32967 E., 2015/28303 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Ekim 2015
- Mahkemesi
- İstanbul 2. Tüketici Mahkemesi
- Tarihi
- 13/12/2013
- Numarası
- 2013/1667-2013/2193
Karar Metni
634 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki ayıplı mal davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı-D.. İnş...A.Ş. avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı D.. San. Ve Tic. A.Ş.vekili avukat D.. K.. ile diğer davalı A.. A.ş.vekili avukat A.. Z.. geldiler. Karşı taraftan gelen olmadığından onların yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı D..a şirketi ile yapılan sözleşme ile taşınmaz satın aldığını,taşınmazın satışı sırasındaki tanıtım ve ilanlarında satın aldığı A 3 bloğun arka kısmının kapalı otopark ve yeşil alan olarak gösterilmesine rağmen dairenin arka kısmını tamamen kapatacak şekilde bina inşa edildiğini, manzarasının kapatıldığını, otopark imkanının ortadan kaldırıldığını, ayrıca proje kapsamındaki yolların belediyeye ait umuma açık yol olduğunu, vaat edilen güvenlik imkanının sağlanmadığını ileri sürerek;
taşınmazın değerinin azalmasına sebebiyet veren ve yapımı halen devam eden inşaatın durdurularak yıkımına karar verilmesinive bu eylem nedeniyle taşınmazda meydana gelen değer kaybının belirlenmesine, tespit edilecek değer kaybına ilişkin olarak fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 150.000 TL maddi tazminatın şimdilik 1.000 TL'nın dava tarihinden itibaren merkez bankasınca kısa vadeli krediler için uygulanan en yüksek reeskont faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı 15.12.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile; bilirkişi raporunda belirlenen %15 değer kaybı oranına göre 42.000 TL değer kaybı bedeli üzerinden karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalı D.....A.Ş. yönünden, satış bedeli olan 205.000 TL nin %15 i olan 30.750 TL'nin 1.000 TL'lik kısmına dava tarihi olan 08.08.2007 tarihinden itibaren, bakiye 29.750 TL'ye ıslah tarihi olan 15.12.2010 tarihinden itibaren değişken oranlardaki reeskont faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm davalı D.....A.Ş. tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı D.....A.Ş.'nin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, dava dilekçesinde ileri sürdüğü hukuki sebeblere dayalı olarak taşınmazında meydana gelen değer kaybı karşılığı fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle 1.000 TL tazminat talep ettiği,15.12.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile tazminat talep miktarını 42.000 TL yükselttiği anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılan yargılama sonucu davanın kısmen kabulü ile, 30.750 TL değer kaybı tazminatının faizi ile tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Eldeki davada davacının ıslah ile artırılan toplam 42.000 TL tazminat talebine ilişkin olarak, 30.750 TL yönünden davanın kısmen kabulüne, bakiye 11.250 TL kısmın reddine karar verildiğine göre, yargılama giderinin hükümdeki kabul-ret oranı nazara alınarak hükmedilmesi gerekirken tamamının davalıdan tahsiline karar verilmesi ve kendini vekille temsil ettiren davalı yararına reddedilen dava konusu tazminat miktarı üzerinden nispi vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken yazılı şekilde maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK'nun 438/7.maddesi gereğidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2014/32967, K. 2015/28303, 5 Ekim 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama