İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /13. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 13. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2014/3691 K.2014/29643

Taraflar arasındaki muarazanın men'i davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

Esas2014/3691Karar2014/29643Tarih29 Eylül 2014Okuma7 dk · 1.401 kelime

KÜNYE

13. Hukuk Dairesi 2014/3691 E., 2014/29643 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
29 Eylül 2014
Mahkemesi
Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesi
Tarihi
03/04/2012
Numarası
2010/559-2012/112
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.401 kelime·7 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasındaki muarazanın men'i davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı. I..B..Hidroelektrik Santralı inşaatı işinin yapımı için davacı N..A.Ş.ve C.. A.Ş.'nin de üyesi bulunduğu I..

Konsorsiyumu ile DSİ Genel Müdürlüğü arasında 14/08/2007 tarihli sözleşmenin akdedildiğini, 20/03/1997 tarihli ve 25/10/2004 tarihli Bakanlar Kurulu Kararlarına istinaden imzalanan anılan sözleşmede projenin konsorsiyum tarafından yurt dışından temin edilecek krediler ile yapımının öngörüldüğünü, bu kapsamda yurtdışında yerleşik kredi kuruluşlarının oluşturduğu bankalar konsorsiyumu ile Hazine Müsteşarlığı arasında ihracat ve kredi sözleşmelerinin imzalandığını,

ancak daha sonra dava dışı DSİ tarafından gerekli koşullar sağlanmadığı için ihracat kredi kuruluşlarının kredi sigortası ve garantilerini iptal ettiklerini bu nedenle sözleşme ve dolayısıyla baraj yapımının askıya alındığını, projenin tekrar başlatılabilmesi için davacıların içinde bulunduğu Konsorsiyum tarafından yeni kredi temini için çalışmalar yapıldığını ve yeni kredilerin temin edildiğini,

daha evvel imzalanan ve sonrasında fesh edilen kredi sözleşmeleri nedeniyle kredi kuruluşlarına ödenen sigorta primlerini geri alma riski bulunan davalının yeni kredileri onaylamak için yapılacak görüşmeler sonucunda geri alamadığı miktarın kendisine ödenmesi hususunu ön şart olarak ileri sürdüğünü,

bu nedenle Hazine müsteşarlığının kredi kuruluşlarına ödeyeceği miktardan geri alamadığı miktar ile bu miktarın ödenmesi amacıyla diğer kredi kuruluşlarından alınacak kredinin erken geri ödemesi nedeni ile oluşacak maliyet bedeli de eklenmek suretiyle belirlenecek miktarın ödemesine ilişkin olarak Ankara 13.Noterliğince tanzim edilen 19.01.2010 Tarihli Taahhütnamenin Verildiğini, taahhütnamenin 1 no’lu bendi ile doğacak muhtemel sigorta zararına karşı baraj yapımı nedeni ile DSİ uhdesinde tahakkuk etmiş ve/veya edecek hak edişlerinden 35.000.000 Euro’nun davalı Hazine Müsteşarlığına temlik edilmesinin taahhüt edildiğini,

her bir hak ediş tutarının % 35'ini aşmamak kaydıyla mahsubu kabul ettiklerini, yine protokolün 2 no’lu bendi ile de, hazine müsteşarlığının sigorta primlerini geri alabilmesi için konsorsiyumun diğer yabancı üyelerinin kredi kuruluşlarına feragatname vermesi de gerektiği için o aşamada feragatlerin verilip verilmeyeceği belirli olmadığı için feragatlerin 3 ay içerisinde verilmemesi halinde temlik edilen tutarın(35.000.000 Euro) 1/8’inin(4.375.000 Euro) ilk hak edişten defaten kesilerek davalı hesabına aktarılmasını kabul ettiklerini,

yine bu kesintinin feragatnameler verilinceye kadar 3’er aylık dönemler halinde devam edeceğinin kararlaştırıldığını, bu kapsamda ilk 3 aylık sürenin dolmuş olması sebebiyle temlik edilen tutarın 1/8 'ine karşılık gelen 4.375,000 Euro’nun tahakkuk edilecek hak edişlerden kesildiğini, bu kesintiye temlikname kapsamında borca mahsuben yapıldığı düşüncesi ile her hangi bir itirazda bulunmadıklarını, aradan geçen zamanda konsorsiyum üyelerinin tamamının feragatnamelerini verdiklerini, Hazine Müsteşarlığının iptal edilen krediler nedeniyle ödemek zorunda kaldığı prim tutarına ilişkin miktarı 8.745.633,45 Euro olarak belirlediğini,

yapılan 4.375,000 Euro’luk kesintiden sonra bakiye 4.370.633,45 Euro borçlarının kaldığını düşünürken Hazine Müsteşarlığınca daha önce kesilen miktarın mahsubu yapılmaksızın kesinti işleminin toplam maliyet tutarı olan 8.745.633,45 Euro'nun tamamının tahsil edildiğini, dolayısıyla Hazine Müsteşarlığının toplam maliyeti 8.745.633,45 Euro olmasına rağmen dava tarihine kadar davacıların hak ediş alacağından toplam 9.846.157,43 Euro kesinti yapıldığını, temlikname ile taahhüt edilen miktarın 8.745.633,45 Euro olmasına rağmen fazladan kesinti yapılmasının usul ve yasalara aykırı olduğunu,

davalının kendilerinden toplam 9.846.157,43 Euro kesinti yaptığını, kısaca 1.100.523.98 Euro fazla ödeme yaptıklarını, hazine müsteşarlığının sözleşmenin 2.maddesini cezai şart olarak kabul ederek yaptığı kesintiyi borç hesabından düşmediğini ileri sürerek,

Hazine Müsteşarlığınca verilen 19/01/2010 tarihli temlikname kapsamında ödemekte sorumlu olduğu miktarın 8.745.633,45 Euro olduğunun tespitine ve davalı tarafından yaratılan muarazanın men-ine, fazladan kesinti yapılan 1.100.523,98 Euro'nun kesinti tarihinden itibaren hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Temliknamenin 2.maddesi ile öngörülen düzenlemenin ceza olarak kabulü halinde fahiş ceza şartının iptaline, iptal talebinin kabul görmemesi halinde tenkisine karar verilmesini istemiştir.

Davalı; davacıların imzaladığı temliknamenin 2.maddesi gereğince yeni kredi sözleşmesinin yürürlüğe girmesinden sonraki en geç 3 ay içinde feragatnamelerin verilmemesi halinde temlik edilen tutarın 1/8 inin ilk hak edişten kesilerek geri ödenmemek üzere davalının hesabına aktarılacağının hüküm altına alındığını, daha sonra gerekli feragatnamelerin 3 ay içinde verilmemesi nedeni ile 4.375.000 Euro’nun hak edişlerden kesinti yapıldığını, 2.nci 3 aylık dönem olan 27.04.2010-27.07.2010 tarihleri arasında feragatnamelerin verilmesini müteakip başka kesinti yapılmadığını,

temliknamedeki 2.madde kapsamında yapılan kesintinin 1.madde kapsamında yapılacak kesintiden mahsup edilmesi gerektiğine ilişkin bir belirleme olmadığını, aksine bu maddenin feragatnamelerin verilmesinin hızlandırılması için konulmuş bir madde olduğunu, davacıların tacir olup, cezai şartın tenkisini isteyemeyeceğini savunarak yürütülen işlemlerin usul, yasa ve mevzuat hükümlerine uygun olduğunu ve bu doğrultuda işlem yapıldığını savunarak davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, davanın kabulü ile davacıların ödemeleri gereken miktarın 8.745.633,45 Euro olduğunun tespitine, davalı tarafın fazla talep ederek çıkarmış olduğu muarazanın bu şekilde giderilmesine ve fazla kesinti yapılan 1.100.523,98 Euro’nun kesinti tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/A maddesi uyarınca işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.

1-Davacı eldeki dava ile, taraflar arasında imzalanan 19.10.2010 tarihli temliknamenin 2.maddesinde öngörülen düzenlemenin bir ceza-i şart maddesi niteliğinde bulunmadığını, anılan maddenin temliknamenin 1.maddesi ile birlikte yorumlanması halinde, 2.madde kapsamında yapılan kesintinin daha sonra belirlenecek olan toplam borçtan mahsubu gerektiğini ileri sürerek,

davalının sözleşmenin 2.maddesini cezai şart olarak kabul ederek yaptığı kesintinin borç hesabından düşülerek ödemekle sorumlu olduğu miktarın 8.745.633,45 Euro olduğunun tespitine ve davalı tarafından yaratılan muarazanın men-ine, fazladan kesinti yapılan 1.100.523,98 Euro'nun kesinti tarihinden itibaren hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, temliknamenin 2.maddesi ile öngörülen düzenlemenin ceza olarak kabulü halinde fahiş ceza şartının iptaline, iptal talebinin kabul görmemesi halinde tenkisine karar verilmesini istemiş, davalı ise;

temliknamedeki 2.madde kapsamında yapılan kesintinin 1.madde kapsamında yapılacak kesintiden mahsup edilmesi gerektiğine ilişkin bir belirleme olmadığını, aksine bu maddenin feragatnamelerin verilmesinin hızlandırılması için konulmuş bir madde olduğunu, davacıların tacir olup, cezai şartın tenkisini isteyemeyeceğini savunarak davanın reddini dilemiştir.

İncelenen dosya içeriğine göre; taraflar arasında sözleşmenin geçerli olup olmadığı, toplam borç miktarı, yapılan kesinti tutarı hususlarında bir uyuşmazlık bulunmayıp, uyuşmazlık taraflar arasındaki 19.10.2010 tarihli temliknamenin 2.maddesi kapsamında yapılan 4.375.000 Euro’luk kesintinin müstakil bir ceza-i şart hükmü olarak mı yorumlanması gerektiği ya da bu kesintinin davacının ödemeyi taahhüt ettiği toplam borç miktarı olan 8.745.633,45 Euro’luk borçtan mahsup edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.

Dosya içinde yer alan 19.10.2010 tarihli temliknamenin 1.maddesinde; davalı hazine müsteşarlığının ödemek zorunda kalacağı maliyetleri karşılamak üzere DSİ nezdinde tahakkuk etmiş ve edecek hak edişlerinden 35.000.000 Euro’nun gayri kabili rucu olmak üzere Hazine müsteşarlığına temlik edildiği belirtilmiş, temliknamenin 2.maddesinde ise özetle;

sigorta primlerinin geri ödenmesi için gerekli şart olarak konsorsiyum üyelerinden talep edilen alacaklardan feragat edildiğine dair mektupların kredilerin yürürlüğe giriş tarihinden itibaren en geç 3 ay içinde iletilmemesi durumunda temlik edilen tutarın 1/8 inin ilk hak edişten defaten kesilerek hiçbir şekilde geri ödenmemek üzere müsteşarlığın ilgili hesabına aktarılmasının kabul edildiği, bu işlemin mektuplar iletilinceye veya bu işlemler sonucunda temlik edilen tutarlar bitinceye kadar üçer aylık dönemler itibariyle aynen sürdürüleceğinin taahhüt edildiği hükmüne yer verilmiştir.

Karar tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 158.maddesinde ceza-i şart kurumu düzenlenmiş olup (6098 sayılı T.B.K madde 179) anılan maddede, sözleşmenin hiç ifa edilmemesi ya da gereği gibi ifa edilmemesi durumunda, alacaklının ya sözleşmenin ifasını ya da cezai şartı isteyebileceği hususu hüküm altına alınmıştır. Aynı maddede, akdin süresi içerisinde veya kararlaştırılan yerde ifa edilmemesi durumunda, ifa ile birlikte cezai şartın da istenebileceği ifade edilmiştir. Bu maddede öngörüldüğü şekilde, cezai şart, akdin ifası için öngörülmüş olan Ekonomik bir edim olup yine 818 sayılı Borçlar Kanununun 159.maddesinde ise(6098 sayılı T.B.K madde 180), cezai şartın istenebilmesi için, alacaklının zarara uğramasının gerek olmadığı ayrıca ve açıkça ifade edilmiştir.

Sözleşme özgürlüğü, bir akdi yapıp yapmama, içeriğini belirleme, akdin karşı tarafını seçme, akde son verebilme ve akdin şeklini belirleyebilme serbestîsi anlamına gelmekte olup, kimse bir akdi yapmaya zorlanamayacağı gibi istediği bir akdi yapmaktan da alıkonulamayacaktır. Taraflar arasında özel hukuk hükümlerine tabi geçerli bir sözleşme mevcut olup, davacıların basiretli tacir olarak davranma yükümlülüğüne sahip oldukları hususu ise izahtan varestedir.

Yerel mahkemece 818 sayılı Borçlar Kanunu 18.maddesi hükmüne atıf yapılmak suretiyle, taraflar arasındaki temliknamenin 2.maddesi gereğince yapılan 4.373.000 Euro’luk ilk kesintinin, temliknamenin 1.maddesi kapsamında daha sonra belirlenen 8.745.633,45 Euro’luk borçtan mahsubu gerektiği, 2.madde ile öngörülen düzenlemenin bu şekilde yorumlanması gerektiği ifade edilerek davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmakta ise de; yukarıda açıklandığı şekilde taraflar arasındaki temliknamenin 2.maddesindeki düzenlemenin ifaya eklenen ceza-i şart niteliğinde bulunduğu,

yine 19.10.2010 tarihli temliknamenin 2.maddesi gereğince yapılan 4.373.000 Euro’luk kesintinin, davacıların ödemeyi taahhüt ettikleri 8.745.633,45 Euro’luk borçtan mahsup edileceğine ilişkin bir kararlaştırmanın da 19.10.2010 tarihli temlikname içerisinde yer almadığı anlaşılmaktadır.

Hal böyle olunca, mahkemece, taraflar arasında tanzim edilen 19.10.2010 tarihli temliknamenin 2.maddesindeki düzenlemenin ifaya eklenen cezai şart niteliğinde olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, BOZMA nedenidir. 2-Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarda 1.bentte açıklanan nedenlerle, hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 2.bentte açıklanan nedenle, davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 29.9.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2014/3691, K. 2014/29643, 29 Eylül 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
13. Hukuk Dairesi
Esas No
2014/3691
Karar No
2014/29643
Tarih
29 Eylül 2014

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2014/3692 K.2014/20523
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2014/3693 K.2014/20517
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2014/3694 K.2014/20519
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2014/3695 K.2014/20318
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2014/3695 K.2014/10863
  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2014/3696 K.2014/4291

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.