KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2014/38615 E., 2015/31163 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Ekim 2015
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
360 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı duruşmasız davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı Asil ... ve vekili avukat ...... ile davacı vekili avukat ...'ın gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, dava dışı ......'den alacaklı olduğu 7.000 TL. tutarındaki senedi davalıların murisi .....'a tahsil amacıyla ciro ettiğini, murisin icra dosyasından 70.127 TL olarak tahsil ettiği halde kendisine ödemediğini ileri sürerek 23.9.1993 tarihinden itibaren yasal faizi ile müteselsilen ödetilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, 16.750,43 TL.nin 23.9.1993 tarihinden yasal faizi ile davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş, hüküm; davacı ve davalı tarafça temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının tüm, davalıların aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir
2-Davacı, davalıların murisi tarafından tahsil edilen paranın kendisine iade edilmediğini ileri sürerek ödetilmesi için eldeki davayı açmıştır. Mahkemece hükmedilen alacağa davacı ile dava dışı Ali Bütün arasındaki anlaşma tarihinden itibaren faiz uygulanmıştır. B.K.’nun 101. maddesi hükmü uyarınca muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur.
Dava konusu olayda davacı ile davalılar murisi arasındaki hukuki ilişkide davacının davalıyı,dava tarihinden evvel temerrüde düşüren ihtarı söz konusu değildir. Hal böyle olunca, Mahkemece, hükmedilen alacağa dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken yazılı şekilde faize hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK’nun 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2014/38615, K. 2015/31163, 22 Ekim 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama