KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2014/48040 E., 2016/4949 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Şubat 2016
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla
Karar Metni
370 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile A-15746 nolu 14/10/2011 tarihinde akdedilen sözleşme ile Akkuş Termal Tatil köyünde 1/35 hisseli devremülk satın aldığını, cayma hakkını kullanmak istediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları kalmak kaydı ile sözleşmenin feshi ile davalıya ödenen 7.000,00 TL'nin fesih tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, Davanın kabulüne, 7.000,00 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle mahkeme kararının gerekçe bölümünde tapunun iptaline karar verilmişse de adı geçen taşınmazın tapuda devredilmediğinden ve sözleşmenin geçersiz olduğundan, herkesin aldığını iade ile yükümlü olacağına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, davalı ile imzalamış oldukları hisseli gayri menkul satış sözleşmesi gereğince ödediği 7.000,00 TL iadesi için eldeki davayı açmış olup; davadan önce davalıyı usulüne uygun şekilde temerrüde düşürdüğüne ilişkin dosyada delil ve bilgi bulunmamaktadır. 6098 sayılı Borçlar Kanunun 117 (eski Borçlar Kanununun 101/son) maddesi uyarınca muaccel bir borcun borçlusu ancak alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur.
Anılan yasa hükmü uyarınca faize alacaklının ihtarı var ise ihtar tarihinden, ihtarın bulunmaması halinde açılmış icra takibi var ise icra takip tarihinden, icra takibinin de bulunmaması halinde ise dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekir. Eldeki davada, davacı dava tarihinden önce ihtarname çekerek davalıyı temerrüde düşürdüğünü iddia ve ispat etmediğine göre faize ancak dava tarihinden itibaren hükmedilebilir.
Mahkemenin değinilen bu yönü gözardı ederek hüküm altına alınan miktara dava tarihi yerine ödeme tarihlerinden itibaren faize hükmetmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmeyip hükmün düzeltilerek onanması HUMK 438/7 md. gereğidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2014/48040, K. 2016/4949, 18 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama