KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2015/15143 E., 2017/1832 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Şubat 2017
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
456 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı belediyenin açtığı bando ihalesi sonucu 31/12/2008 tarihinde, "2009 yılı Bando Gösterileri Hizmet Alımı TİP Sözleşmesi" düzenlendiğini, sözleşmenin 13. maddesi gereğince faturalandırılan hak edişin her ayın 1'iyle 7'si arasında yükleniciye ödeneceğinin belirtilmiş olmasına karşın, belediyenin buna uymayarak sözleşmeye uygun olarak yerine getirdiği ve faturalandırdığı alacaklarını ödemediğini, davalı aleyhine girişilen takibe de haksız itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve % 40'tan az olmamak üzere icra inkar tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile takibin 71.408,00 TL asıl alacak ve 6.676,65 TL işlemiş faiz toplamı 78.084,65 TL üzerinden devamına, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince. İİK’nın 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir.
İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir.
Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek konumda bulunması nedeniyle alacağın likit ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir.
Mahkemece, davacının bu istemi hakkında kabul kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, usulün 438/7.maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2015/15143, K. 2017/1832, 15 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama