KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2015/16064 E., 2017/4590 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Nisan 2017
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla
Karar Metni
339 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, dul maaşının davalı bankaya yatırıldığını, bankadan tüketici kredileri kullandığını, kredi borcu nedeni ile maaşının neredeyse tamamına bloke konduğunu, bu durum yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek blokenin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davacının kredi kullanırken maaşına bloke konmasına muvafakat etmesine yönelik evrakların haksız şart niteliği taşımakla geçersiz olduğu kanaati ile blokenin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı banka tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında imzalanan kredi sözleşmeleri ve muvafakatnamelerle davacının davalı bankadan kullandığı kredinin teminatı olarak banka nezdinde bulunan tüm alacakları, mevduat ve bloke hesapları üzerinde hapis, mahsup ve takas etme yetkisini davalı bankaya verdiği açıktır. Banka bu yetkiyi davacının borcunu sözleşme şartlarına uygun olarak ödemediği takdirde kullanacaktır. Davacının bankadan aldığı kredi borcunu sözleşme şartlarına uygun olarak ödemesi gerekir.
Ödememesi halinde kredi borcunun teminatı olarak bankaya sözleşmenin ilgili maddeleri gereğince yetki vermesinin haksız şart olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Zira davacı sözleşmenin her sayfasını ayrı ayrı imzalamış olup, serbest iradesi ile sözleşme şartlarına uygun olarak kredi borcu taksitlerinin bankadan aldığı maaşdan ödenmesi için muvafakatname verdiğine göre artık sözleşmenin söz konusu hükmünün müzakere edilerek kararlaştırılmadığı söylenemez.
Aksinin kabulü halinde; kredi isteyen kişinin mali durumu ve maaş gelirine göre borcunun ödenebileceği güvencesiyle kredi veren bankanın alacağının imkansızlaşması, kötü niyetli bir kredi borçlusunun borcunu hiç ödememesi gibi bir sonuç doğacaktır ki bu da MK ‘2 ye aykırıdır.
Bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken davalı bankadan kredi alabilmek için davacının serbest iradesi ile kabul edip onayladığı söz konusu sözleşme hükümleri ve muvafakatnamelerin haksız şart olarak nitelendirilip, yanlış değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2015/16064, K. 2017/4590, 17 Nisan 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama