KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2015/16244 E., 2017/4819 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Nisan 2017
- Mahkemesi
- Tüketici Mahkemesi
Karar Metni
291 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının tüketici kredisi tamsitlerini ödemediğini tahsili için yaptığı takibe de hasız itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazının iptali ile inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, usulüne uygun kat ihtarı gönderilmediğini savunarak davanın reddi ile % 20 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine ve asıl alacağın % 20'si tutarındaki tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İ.İ.K'nun 67/2 maddesi uyarınca icra takibinde bulunan alacaklının icra takibi yapmakta haksız ve kötü niyetli olması halinde alacaklı davacı aleyhine tazminata hükmedilmesi mümkündür. Bir başka deyişle alacaklının icra takibi yapmakta haksız bulunmasının yanında kötüniyetli olduğunun belirlenmesi halinde tazminata hükmedilebilir. Bu itibarla kötüniyetli olduğu ispat edilemeyen alacaklı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi olanaklı değildir. Dava konusu olayda, davacı bankanın kredi sözleşmesine dayanarak icra takibi yapmakta kötüniyetli olduğu iddia ve ispat edilememiştir. Mahkemece davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunun ispat ve iddia edilmediği gözardı edilerek davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmiş olması usül ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK'nun 438/7. maddesi gereğidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2015/16244, K. 2017/4819, 20 Nisan 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama