KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2015/26640 E., 2016/18412 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Ekim 2016
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
524 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün taraflar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde temyiz eden davacı vekili avukat ...geldi. Karşı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile 01/03/2005 tarihinde tapusuz gayrimenkul satış ve devir senedi başlıklı sözleşme yaptığını, bu sözleşme ile satış bedeli olarak davalıya 40 adet altın verdiğini, bunun karşılığında sözleşmeye konu taşınmazın zilyetliğini devraldığını, davalının bu yerin tapusunu aldığında tapuyu vereceğini vaadetmesine rağmen 6 yıl boyunca vermemesi üzerine davalıya ihtar çektiğini, sözleşmeye konu taşınmazın mera olarak tescil edildiğini haricen öğrendiğini ve davalının tapuyu vermesinin imkansız olduğunu belirterek sözleşme ile davalıya ödenmiş bulunan 40 adet altının aynen veya dava tarihindeki TL karşılığı olan 27.064,00-TL'nin davalıdan tahsiline yasal faizi ile birlikte karar verilmesini istemiştir.
Davalı, cevap vermemiş; duruşmada davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, Davanın KISMEN KABULÜ İLE; davacı tarafından harici satış bedeli olarak davalıya ödenen 5.000,00-TL’nin dava tarihi itibariyle çeşitli ekonomik etkenlerin ortalamalarına göre karşılığının 11.456,11-TL olduğunun tespiti ile 11.456,11-TL’nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair ve davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, gayrimenkul satış sözleşmesinin taşınmazın mera vasfında olması nedeniyle ifası imkansız olduğundan ödediği 40 adet altının aynen veya dava tarihindeki değeri üzerinden yasal faiziyle tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile, 11.456,11-TL’nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 117. maddesi uyarınca muaccel bir borcun borçlusu ancak alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur.
Muaccel hale gelmiş bir borçtan dolayı alacaklının herhangi bir ihtarı yok ise anılan yasa maddesi uyarınca faize ancak dava tarihinden itibaren hükmedilmesi gerekir. Dava konusu olayda davacı, dava konusu miktarların ödenmesi için dava tarihinden önce davalıya ihtar çekerek onu temerrüde düşürdüğünü iddia ve ispat etmemiştir. Bu itibarla hüküm altına alınan miktara dava tarihinden itibaren faiz uygulanması zorunludur.
Mahkemece, hüküm altına alınan miktara dava tarihinden itibaren faiz uygulanması gerekirken faiz konusunda karar verilmemesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HMK.nun 370. maddesi gereğidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2015/26640, K. 2016/18412, 13 Ekim 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama