KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2015/28938 E., 2015/28616 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Ekim 2015
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
401 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı ... avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıların birlikte inşaa ederek satışa sunduğu iki adet A, iki adet C grubu devre mülkü satın aldığını, değerini peşin ödediğini, ancak davalıların devre mülkleri teslim etmedikleri gibi, projenin de iptal edildiğini ileri sürerek devre mülk için belirlenen rayiç 29.400,00 TL bedelin yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kabulüyle 29.400,00 Tl nin dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı belediye tarafından temyiz edilmiştir.
1-Sahtelik iddiasıyla ilgili bilirkişi incelemesine yönelik bozma gerekleri yerine getirilmekle davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Görevsiz mahkemede yaptırılan bilirkişi incelemesinde davacının ödemelerinin senet bazında satış bedelinin % 24,14 üne makbuz bazında ise % 74.86 sına tekabül ettiği bildirilmiştir. Mahkemece ödeme belgeleri konusundaki bilirkişi raporu değerlendirilmeden davanın kabulüne karar verilmiş ise de davacının, davalı şirkete yaptığı ödemeleri yasal delillerle kanıtlaması gerekir.
Şirket defterleri üzerinde inceleme yapılmadığı için davacı satış bedelini ticari defter ve kayıtlarla ispat edememiştir. O zaman davacı elinde kalan ödeme belgeleriyle ifayı ispat etmek zorundadır. Dairemizin emsal kararlarında da belirtildiği üzere bu tür davalarda ödeme belgelerinin delil olarak önemi izahtan varestedir. 818 sayılı BK. 87 maddesi gereğince borcu ödeyenin bir makbuz veya buna ilişkin senedi geri isteme hakkı olduğu belirgindir.
Ödemenin nasıl yapılacağı BK.nun 87. (TBK m. 103) maddesinde gösterilmiştir. Buna göre borcunu ödeyen borçlunun makbuz alması gerekir. Somut olayda davacı hem makbuz hem de iade senet asıllarını sunmuştur. Makbuz alacaklı veya temsilcisi tarafından imzalanan ve borçluya verilmesi bir yükümlülük olan, borcun ödendiğinin delilini teşkil eden borçlunun en sağlam ifa kanıtıdır. Senet iadesi ise makbuza göre daha zayıf bir delil olup borcun ödendiğine karine oluşturur.
(TBK 103 ve 104. maddeler) bu ödemenin aksi ispatlanabilir. Sözleşme de taraf olmayan Belediye aleyhine bu tür sözleşme ve senetlerin her zaman düzenlenmesi imkan dahilindedir. Hal böyle olunca davacı tarafından yapılan ödemeler senet ve makbuz bazında rayiç bedele oranlanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2015/28938, K. 2015/28616, 7 Ekim 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama