KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2015/39466 E., 2018/2247 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Şubat 2018
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
309 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı ... avukatınca ve davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, kendisine ait evde 24.09.2011 tarihinde çıkan yangından sonra yanmaktan kurtulan birtakım eşyaları davalılara emanet olarak teslim etiğini, eşyaların iade edilmesini talep etmişse de geri verilmediğini ileri sürerek; yangından sağlam olarak kurtarılan ve davalılara emanet edilen eşyaların aynen iadesine, mümkün olmadığı takdirde bedelleri toplamı olan 4.487,32 TL'nin yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulüne, % 5 yıpranma payı 207,97 TL'nin mahsubu ile toplam 3.951,35 TL değerindeki eşyanın aynen teslimine, aynen teslimi mümkün olmadığında 3.951,35 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) Hükmün kapsamı başlıklı 297. maddesinde; "hükmün, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kapsayacağı" düzenlenmesine yer verilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, davacının talebinin eşyaların aynen iadesi olmadığı takdirde 4.487,32 TL'nin tahsiline ilişkin olduğu, mahkemece hüküm kısmında davanın kabulüne denilmiş ise de, eşyaların aynen iadesi mümkün olmadığında 3.951,35 TL'nin tahsiline karar verilmiş, reddedilen kısma ilişkin olarak bir hüküm kurulmamıştır. Hal böyle olunca, az yukarıda değinilen düzenlemelere aykırılılık oluşturulduğu görülmektedir.
Karar bu yönüyle usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalıların temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2015/39466, K. 2018/2247, 21 Şubat 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama