KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2015/42599 E., 2018/6135 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Mayıs 2018
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
509 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, dava dışı yüklenici ile aralarında yapılan gayrimenkul satımına ilişkin anlaşmanın imzalanması sırasında davalıların aracılık ettiklerini ve davalılara bu hizmet için 10.000.00 USD ödenmenin yapıldığını, ödemenin davalılardan ...’nın talebi üzerine diğer davalı ...’ye ait hesaba yatırıldığını, taşınmazın teslim edilmemesi neticesinde yükleniciyle davalıların elbirliği içinde kendisini dolandırdıklarını anladığını ve satış sözleşmesini fesh ettiğini, ödenen paranın nasıl paylaştırıldığını bilemeyeceğinden husumetin her iki davalıya yöneltildiğini, ödenen bedelin iadesi için başlatılan icra takibine haksız itiraz edildiğini ileri sürerek, vaki itirazın iptaline, takibin devamına, davalıların %40 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... davanın reddini dilemiş; davalı ... kendisine yapılan usulüne uygun tebliğe rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece, davacının ...'ya karşı açmış olduğu davasının kabulü ile, davalının ... 4. İcra Müdürlüğü’nün 2011/18437 esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin devamına, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, davacının davalı ...'ye karşı açmış olduğu davasının reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, temyize gelen davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra - inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasını itiraz ile durduran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlemek için bütün unsurların bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek konumda bulunması nedeniyle alacağın likit ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. O halde, mahkemece, davacının bu istemi hakkında kabul kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK.nun 438/7 (HMK'un 370.) maddesi gereğidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2015/42599, K. 2018/6135, 23 Mayıs 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama