KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2015/42918 E., 2018/5050 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Nisan 2018
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
369 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı şirket ile aralarında davalının yapmakta olduğu .... Alışveriş Merkezi projesinden 43 numaralı bağımsız bölümün satışına ilişkin olarak gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 5.2 maddesi uyarınca taşınmazın en geç 1.6.2012 tarihinde teslim edileceği, aksi halde günün rayiç değeri üzerinden aylık kira bedelinin gecikme cezası olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığını, taşınmazın halen teslim edilmediğini ileri sürerek; 1.6.2012 tarihinden dava tarihine kadara kira kaybının tespiti ile taşınmazın teslim edileceği tarihe kadar olan süre için şimdilik 100.000TL'nin temerrüt tarihinden avans faizi ile davalıdan tahsilini istemiş, 11.2.2015 tarihli dilekçe ile talebini 134.591,00TL'ye yükseltmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, 01/06/2012-01/06/2013 için 98.676,00TL 01/06/2013- 07/10/2013 için 35.915,00TL olmak üzere toplam 134.591,00 TL'nin tahakkuk dönemleri olan dönem sonundan itibaren 3095 Sayılı kanunun 2/2. Maddesi gereğince Merkez Bankasının kısa vadeli krediler için ön gördüğü değişen oranlarda avans faiz oranı ile davalıdan tahsiline, karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-6098 sayılı Türk borçlar Kanununun 117. Maddesi uyarınca muaccel bir borcun borçlusu ancak alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Muaccel hale gelmiş bir borçtan dolayı alacaklının herhangi bir ihtarı yok ise anılan yasa maddesi uyarınca faize ancak dava veya takip tarihinden itibaren hükmedilmesi gerekir. O halde mahkemece, davalının daha önce temerrüde düşürülmediği dikkate alınarak, dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması usulün 438/7 maddesi gereğidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2015/42918, K. 2018/5050, 25 Nisan 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama