KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2015/9192 E., 2015/10970 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Nisan 2015
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla
Karar Metni
317 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı bankadan konut kredisi kullandığını, faizlerin düşmesi üzerine kredinin yeniden yapılandırıldığını, konut kredisinin kullanılması sırasında davalı bankaca dosya masrafı v.b. ve yapılandırma sırasında yapılandırma ücreti v.b. adı altında toplam 1.275,00 TL kesinti yapıldığını ileri sürerek haksız şekilde alınan toplam 1.275,00 TL.'nin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, davasını 2.881,85 TL. olarak ıslah etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; Davacının davasının kabulüne, 2.881,85 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Davacı dava dilekçesinde fazla haklarını saklı tutarak 1.275,00 TL’nin tahsilini istemiş, yargılama aşamasında talebini 2.881,85 TL olarak arttırmıştır. Davacı ıslah ettiği miktar için ıslah tarihinden önce davalıyı temerrüde düşürdüğünü kanıtlayamadığına göre, ıslah halinde ıslah edilen kısma ıslah tarihinden itibaren faiz talebinde bulunulabilir. Mahkemece bu yön göz ardı edilerek kabul edilen alacağın tamamına dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK’nun 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2015/9192, K. 2015/10970, 7 Nisan 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama