KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2016/10218 E., 2016/12360 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Mayıs 2016
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
408 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile arasında düzenlenen emlak komisyon sözleşmesine göre ödenmeyen toplam 19.200,00 TL ücretin tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız itiraz ettiğinden bahisle, vaki itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, davalının, 15. İcra Müdürlüğünün 2013/10306 takip sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptaline, takibin 6.600,00TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, icra inkar tazminatı talebinin alacağın likit olmaması nedeniyle reddine, karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Mahkemece, davacının hak kazandığı ücretin %3 komisyon bedeli olduğu benimsenmek suretiyle hüküm tesis edilmiştir. Davaya konu 11.05.2013 tarihli sözleşmenin 3. maddesinde “İşbu akit tamamlandıktan sonra, alıcı veya satıcıdan birisi alım satımdan haksız olarak vazgeçerse bundan dolayı diğer tarafın ve emlak komisyoncusunun uğrayacağı her türlü zararı ödemekle yükümlüdür.” hükmü bulunmaktadır.
O halde, davalı, sözleşmenin 1. maddesine göre kabul edilen bu %3 komisyon ücretine ek olarak, satış gerçekleşseydi sözleşmenin 2. maddesi gereği alıcının yükümlülüğünde olacak %3 komisyon ücretinden de, cezai şart olarak sorumlu olmalıdır. Bu miktar cezai şart niteliğinde olup, Borçlar Kanununun 161/son maddesi hükmünce hakim fahiş gördüğü cezaları tenkis ile mükelleftir. Bu hükmü hakimin re'sen gözetmesi gerekir.
Ceza koşulunun fahiş olup olmadığı tarafların ekonomik durumu, özel olarak borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat, borçlunun kusur derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı ölçü olarak alınarak tayin edilmeli ve hüküm altına alınacak ceza miktarı hak, adalet ve nesafet kurallarına uygun olarak tesbit edilmelidir.
Bu yönler gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2016/10218, K. 2016/12360, 5 Mayıs 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama