KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2016/11448 E., 2019/324 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Ocak 2019
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
552 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı vasi; kısıtlı ...'in sağır ve dilsiz olduğunu, aynı zamanda okuma yazma bilmediğini, bu sebeple ...
4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 31.01.2011 tarihli, 2010/1565 Esas, 2011/112 Karar sayılı kararı ile vesayet altına alındığını, davalılardan ...'ın kısıtlının arkadaşı olduğunu, kısıtlının durumundan faydalanarak 05.07.2011 tarihinde davalı bankadan kısıtlı adına 20.000,00 TL tutarında kredi çektirdiğini ve kendisini kredi sözleşmesinde kefil olarak gösterdiğini, krediyi kısıtlının çekmesine rağmen parayı davalı ...’ın kullandığını, akabinde davalı ...'ın kredi sözleşmesi sebebiyle kısıtlı aleyhine ...
1.İcra Müdürlüğü'nün 2012/1206 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını ileri sürerek, davalılara karşı 20.000,00 TL ve ferilerinden borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, işin esasına girilerek genel mahkeme sıfatı ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir.
Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar.
Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek yada tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır. Yine anılan yasanın 3/d maddesinde, “hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyet” olarak tanımlanmıştır.
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir.4077 sayılı yasanın 23. maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür.
Somut olayda davacı vasi, kısıtlı ...’in davalı bankadan ihtiyaç kredisi kullandığı sırada vesayet altında olduğunu,kısıtlının diğer davalı ...’ın yönlendirmesiyle kredi çektiğini ve kredi bedelini davalı ...’ın aldığını beyan ederek, kısıtlı ...’in davalılara karşı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş olup, dava konusu olayda davacının vasisi olduğu kısıtlı, kullanmış olduğu ihtiyaç kredisi sebebiyle tüketici konumundadır.
Bu halde taraflar arasındaki temel ilişkinin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığı ve eldeki davaya bakma görevinin Tüketici Mahkemesine ait olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemenin görevi hususu kamu düzenine ilişkin olup, bunun mahkemece resen nazara alınması gerekir.
O halde, mahkemece, müstakil Tüketici Mahkemesi var ise davaya bakmakla Tüketici Mahkemeleri görevli olduğundan görevsizlik kararı verilmesi, müstakil Tüketici Mahkemesi yok ise ara kararı ile uyuşmazlığa Tüketici Mahkemesi sıfatı ile bakılmasına karar verilmek suretiyle uyuşmazlığın çözülmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın Asliye Hukuk Mahkemesi olarak görülmüş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2016/11448, K. 2019/324, 17 Ocak 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama