KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2016/13877 E., 2018/4859 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Nisan 2018
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
293 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı alacaklı ile 1.6.2012 tarihinde haricen imzalanan taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin resmi şekilde yapılmadığından geçersiz olduğunu ileri sürerek davalı tarafından ... 2. İcra Müdürlüğü’nün 2012/13807 E. sayılı dosyası ile aleyhine başlatılan icra takibinin iptali ile taşınmaz satış vaadi sözleşmesi gereğince davalıya borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, uyuşmazlığın taşınmazın aynından kaynaklanan alacak istemine ilişkin olduğu, taşınmazın aynından kaynaklanan davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkili olduğundan HMK. 12. maddesi gereğince taşınmazın bulunduğu yer olan .... Asliye Hukuk Mahkemeleri’ne yetkisizlik kararı verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı ile davalı arasında 1.6.2012 tarihinde haricen taşınmaz satış vaadi sözleşmesi imzalanmış olup, davalı, TOKİ’den aldığı taşınmazın satışı hususunda ödemeler yapıldıktan resmi devrin yapılacağı hususunda anlaşmalarına rağmen davacı tarafından ödeme yapılmadığından TOKİ tarafından sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle uğradığı zararın tazmini amacıyla icra takibi başlattığına yönelik savunma yapmış, davacı ise,
imzalanan taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin geçersiz olduğunu ileri sürerek başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini istemiş olup tapu iptal ve tescil gibi taşınmazın aynına ilişkin bir talebi bulunmamaktadır. Bu itibarla, eldeki davanın taşınmazın aynına ilişkin dava gibi değerlendirilmesi mümkün değildir.
Hal böyle olunca mahkemece görevli ve yetkili mahkemede açılan eldeki davanın esasına girilerek hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken değinilen bu yön gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2016/13877, K. 2018/4859, 19 Nisan 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama