KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2016/16148 E., 2018/3765 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Mart 2018
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla
Karar Metni
419 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, erkeklik organının fonksiyonlarını yerine getirememesi nedeniyle davalı doktora yaptığı başvuru sonucu 27.12.2014 tarihinde gerçekleştirilen ameliyattan sonra üç defa enfeksiyon geçirdiğini, muayenehanede yatış servisinin bulunmadığını ve ameliyatın anestezi ve tetkik uzmanları olmadan gerçekleştirildiğini ve ameliyat sonrası hiçbir gözlem ve takip yapılmadan muayenehaneden gönderildiğini, enfeksiyon nedeniyle ....
Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji bölümünde tedavi gördüğünü ve burada yapılan kontrollerde ameliyatın hatalı yapıldığının beyan edildiğini, davalı doktorun kusurlu davranışı nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 20.000,00 TL maddi tazminatın 27.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı doktor, tedavi ile ilgili davacı adına düzenlenen faturada .... Sağlık Hizmetleri A.Ş. yazdığından husumet yöneltilemeceğini, olayda doktor hatasınında bulunmadığını beyan eden savunma yaparak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacı adına düzenlenen faturada tedaviyi gerçekleştirenin .... Sağlık Hizmetleri ve Tic. A.Ş olduğundan davalıya husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle pasif husumet yokluğundan davanın usulden reddine; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı doktorun tedavideki kusur ve ihmalleri nedeni ile uğradığını ileri sürdüğü maddi zararlarının tahsili amacıyla eldeki davayı açmıştır. Davacının davalı tarafından ameliyat edildiği ve davalınında davacı adına düzenlenen tedavi giderlerine ilişkin faturada adı yazılı dava dışı .... Sağlık Hizmetleri ve Tic. A.Ş.’nin yönetim kurulu başkanı olduğu hususunda taraflar arasında herhangi bir ihtilaf bulunmayıp bu husus mahkemeninde kabulündedir.
Davalı doktor olup dava dışı şirkete ait hastanede çalışmaktadır. Özel hastane ve onun tarafından istihdam edilen doktorlar ile hasta arasındaki uyuşmazlıkların vekalet sözleşmesine ilişkin hukuksal düzenlemelere göre çözülmesi gerektiği konusunda, öğreti ve Yargıtay’ın istikrar kazanmış uygulaması arasında paralellik bulunmakladır. (Öğreti ve uygulamaya örnek olarak: Prof. Dr. ...., Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, Cilt: 2,.... Matbaası, ... 1977. sayfa: 176 ve devamı; Dairemizin 4.3.1994 gün ve 1994/8557-2138 sayılı kararı ve aynı doğrultudaki birçok başka karar.)
Somut olayda, davacı ile davalı arasında vekil-müvekkil ilişkisi mevcut olup, davadaki talepler vekillerin vekalet görevini ifada özen borcuna aykırı davrandıkları iddiasına dayalı bulunmakla, uyuşmazlığa vekalet hükümleri uygulanmalı ve doğal olarak, uyuşmazlığın da bu çerçevede değerlendirilmesi gerekir. O halde mahkemece, işin esasına girilip taraf delilleri toplanarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde davalı doktora husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2016/16148, K. 2018/3765, 29 Mart 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama