KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2016/17085 E., 2018/3289 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Mart 2018
- Mahkemesi
- Tüketici Mahkemesi
Karar Metni
286 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı bankadan kullandığı kredi nedeniyle kendisinden haksız kesintiler yapıldığını ileri sürerek, 1.300,00 TL'nin tahsilini istemiş, bilahare talebini bilirkişi raporu doğrultusunda 2.475,00 TL'ye artırmıştır. Davalı banka vekili, kesintinin sözleşme ve mevuzuata uygun olduğunu beyanla; davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı banka vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, kredinin kullanımı sırasında değişik adlar altında yapılan kesintilerin iadesi isteğine ilişkin olup, mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda "05.07.2006 tarihli 50.000,00 TL tutarlı Taşıt kredisi ile ilgili Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmelerinin, Tüketici Kanunu Hükümlerine tabi olmamasına rağmen, davalı banka tarafından bu konuda herhangi bir itirazda bulunulmadığı" belirlemesi yapılarak, iadesi gereken toplam kesinti miktarı 2.475,00 TL olarak saptanmıştır.
Oysa ki; ğörevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz.
O halde, bu kredilerin tüketici kredisi olup olmadığı üzerinde durulup, tüketici kredisi niteliğinde olmadığının anlaşılması halinde, bu kredilerden yapılan kesintiler nedeniyle genel mahkemelerin görevli olduğunun kabulü ile buna yönelik talebin dosyadan tefrik edilmesi ve görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın esası hakkında karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2-Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2016/17085, K. 2018/3289, 19 Mart 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama