KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2016/17912 E., 2018/1488 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Şubat 2018
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
454 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün taraflar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı Asil ... ve vekili avukat ... ile davalı Asil ...'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, davalılar ile amca yeğen olduklarını, davalılardan ...’in hapse girmesi üzerine onun ricası ile diğer davalıların ihtiyaçlarını karşıladıklarını, onun hapisten çıkması ile birlikte hesaplaştıklarını, bu hesaplaşmada 7750 kg alivre fındık borcu ve 1.250,00 TL dükkan borcu olduğu konusunda anlaştıklarını, borcun tamamının 2007 yılında fındık olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığını, ancak davalılardan ...’in yeniden hapse girmesi üzerine ödemenin yapılmadığını ileri sürerek, 7750 kg alivre fındığın dava tarihinde karşılığı olan 131.750 TL’nin dava tarihinden, 1.250,00 TL dükkan borcunun ise 14.05.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davacıların iddiasının gerçek dışı olduğunu, davalı ...’in emekli maaşının olduğunu ve yılda yaklaşık 7-8 ton fındık gelirine sahip olduğunu, yardım almaya ihtiyacı olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 38.140,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dava, karz akdine dayalı olarak açılan alacak istemine ilişkindir. Her ne kadar mahkemece, tarafların amca-yeğen oldukları dikkate alınarak tanık beyanlarına itibar ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de, dava tarihinde yürürlükte olan 6100 sayılı HMK'nın 203. maddesinin a bendine göre ancak altsoy, üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana, gelin ve damat arasındaki işlemeler için tanık dinlenebilir.
Somut olayda, taraflar amca-yeğen olup, davalı tarafın açık muvafakatı olmaksızın tanık dinlenilmesi mümkün değildir. Alacağın varlığını ispat yükü kendisinde olan davacılar alacak iddialarını miktar itibariyle yazılı delil ile ispatlamalıdır. Ne var ki, dosya kapsamında bulunan belgelerden davacıların iddialarını yazılı delil ile ispat edemedikleri ancak dava dilekçesinde, kesin deliller arasında yer alan yemin deliline de dayandıkları anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca mahkemece, davacılara yemin delili hatırlatılmak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2016/17912, K. 2018/1488, 8 Şubat 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama