KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2016/1880 E., 2018/8024 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2018
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
300 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki maddi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı Şirket aracılığı ile oğlu ve eşi ile birlikte 29/12/2012 tarihinde “Doğudan Batıya Amerika” isimli tura katıldıklarını, turun ücretini peşin olarak ödediklerini, davalı ... Turizme ayrı bir seyahat sigortası daha yaptırdıklarını, ancak gezide ayıplı hizmet verildiğini, ayrıca seyehat sırasında bir takım eşyalarının araç bagajından çalındığını ileri sürerek, 3574 USD eşya bedeli ve 2200 Euro tutarında 3 günlük tur bedeli karşılığı maddi zararın şimdilik 1.000,00 TL'sinin tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm; davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı bu davada, ayıplı hizmet nedeniyle uğradığı zararın tazminini istemiştir. Mahkemece, davacının tur sözleşmesinin doğrudan tarafı olmadığı, davalı şirkete bizzat veya kendi adına hareket ettiği ispatlanmış bir kişi ile ödeme yapmadığı, davacının davalının sözleşmeden doğan yükümlülüğünü yerine getirmediği ve maddi zarara uğradığı iddiasını ispatlayamadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Yukarıda yazılı gerekçeden davanın hem aktif dava ehliyeti bulunmaması hem davanın esasına yönelik gerekçe ile esastan red kararı verildiği anlaşılmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki, bir davada hem usulü hem de esastan reddi gerektiren sebepler var ise davanın öncelikle usulden reddi gerekir. Mahkemece, usulden ve esastan ret gerekçesi oluşturularak, esastan red kararı verilmesi olanaksızdır.
Mahkemece, değinilen bu yön gözardı edilerek, yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma gerektirir.
3-Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2016/1880, K. 2018/8024, 17 Eylül 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama