KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2016/18860 E., 2018/4045 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Nisan 2018
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla
Karar Metni
364 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı bankadan kullandığı kredi nedeniyle kendisinden değişik adlar altında kesintiler yapıldığını ileri sürerek; fazlaya dair haklar saklı tutulmak suretiyle 2.200,00 TL'nin kesinti tarihinden itibaren faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiş, ıslah ile talep miktarını 3.530,00 TL'ye artırmıştır.
Davalı banka vekili, yapılan kesintilerin sözleşme ve mevzuata uygun olduğunu beyanla; davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, 3.530,00 TL'nin kesinti tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı banka vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir
2-Davacı, 01.02.2007 tarihinde davalı bankanın Sincan şubesinden kullandığı 55.000,00 TL tutarlı kredi nedeniyle, değişik adlar altında kesintiler yapıldığını iddia ederek, fazlaya dair haklar saklı tutularak 2.200,00 TL'nin tahsilini istemiş, bilahare 29.07.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile talep miktarını 1.330,00 TL artırmıştır. 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 117.maddesi gereğince muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur.
Dava konusu olayda davacının, davalıyı dava ve ıslah tarihinden önce temerrüde düşürdüğü ispat edilemediğine göre, mahkemece hükmedilen alacak miktarının dava dilekçesinde talep edilen miktarına dava tarihten, ıslahla talep edilen miktara ise ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, açıklanan husus göz ardı edilerek, tüm alacak miktarına kesinti tarihinden itibaren faiz yürütülmüş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HMK.’nun 438/7 maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2016/18860, K. 2018/4045, 2 Nisan 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama