KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2016/19606 E., 2019/6987 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Mayıs 2019
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla
Karar Metni
409 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar ve davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, asıl davada murisleri ile davalı banka ile konut kredisi sözleşmesi imzalandığını, aynı tarihte hayat sigortası priminin yatırıldığını, murisin vefatından sonra ise primin yatırılmış olmasına rağmen hayat sigortasının yapılmadığını öğrendiklerini ileri sürerek murisin kullanmış olduğu konut kredisi nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine, ödedikleri 4.888,51 TL'nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline birleşen davada ise davacılar aynı sebeplerle ödemiş oldukları 16.843,35 TL'nin davalıdan faiziyle tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, asıl ve birleşen davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacıların tüm davalının aşağıdaki bent dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-5411 sayılı kanunun 140. maddesi gereği fon bankaları her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır. Davalı banka da Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun 29.5.2015 tarih ve 6318 sayılı kararı ile fon bankası statüsüne alınmış olup, 22.7.2016 tarihi itibariyle bankacılık faaliyet izni kaldırılmıştır. Açıklanan kanun hükmü nedeniyle davalı bankadan harç alınması olanaksızdır. Buna göre, davalının harçtan muaf tutulması gerekirken bakiye harcın davalıdan tahsiline ve bu nedenle harcın yargılama giderleri kapsamında davalı bankaya yükletilmesine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, usulün 438/7.maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2016/19606, K. 2019/6987, 30 Mayıs 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama