KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2016/20802 E., 2019/5502 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Nisan 2019
- Mahkemesi
- Tüketici Mahkemesi
Karar Metni
374 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 13.08.2013 tarihinde dava konusu otomobili satın almış olduğunu, kısa süre içerisinde dava konusu otomobilin sol ön cam, araç yalıtımı, bagaj kapağı, direksiyon simidi gibi farklı bileşenlerinde ortaya çıkan arızalar nedeniyle servise başvurulmak zorunda kalındığını, dava konusu aracın ayıplı bir ürün olduğunu ileri sürerek sözleşmenin iptali ile araç için ödenmiş olan bedelin iadesine ve uğramış olduğu mağduriyet nedeniyle manevi tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece; Davanın kısmen kabulüne, davacının koşulları oluşmayan manevi tazminat talebinin reddine, 37.350,00 TL'nin ıslah tarihi olan 06/11/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, ileri sürülen temyiz sebeplerine ve özellikle davaya konu aracın her türlü takyidattan ari olarak davalı taraflara iadesinin gerektiğinin anlaşılmasına göre davalıların aşağıdaki bent dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, eldeki dava ile ayıp nedeniyle sözleşmeden dönerek ödemiş olduğu bedelin iadesini talep etmiş, mahkemece tüm deliller toplanmak ve teknik bilgi gerektiren hususlarda bilirkişi görüşü de alınmak suretiyle davanın kabulü ile aracın satış bedelinin ıslah tarihi olan 06/11/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar vermiştir.
Ancak; davaya konu malın davacı tarafça davalılara iadesi gerçekleşmeden bu alacağı için faiz istemesi mümkün değildir. Mahkemece, dava konusu malın davalıya iade tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki, yukarıda 2. bentde gösterilen bu yanlışların düzeltilmesi için yeniden yargılama yapılması gerekmeyip hükmün düzeltilerek onanması usulün 438/7 maddesi gereğidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2016/20802, K. 2019/5502, 30 Nisan 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama