KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2016/22543 E., 2017/5094 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Nisan 2017
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
317 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıdan 29/10/2013 tarihli fatura ile 4.691,15 TL, 18/11/2013 tarihli fatura ile 6.565,00 TL alacaklı olduğunu, bu alacaklarının tahsili amacıyla başlattığı icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın 1 yıllık süre içerisinde açılmadığı anlaşıldığından itirazın iptali talebinin süre yönünden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, eldeki dava ile faturaya dayalı alacağının tahsili amacıyla başlattığı takibe vaki itirazın iptalini istemiştir. Mahkemece, borçlunun 05/08/2014 tarihinde ve süresi içerisinde borca itiraz ettiği, takibin 06/08/2014 tarihinde durdurulduğu, takibin durdurulması kararının alacaklı ... vekiline 01/09/2014 tarihinde tebliğ edildiği, davanın 09/11/2015 tarihinde ve 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
İcra dosyasının incelenmesinde; borca itiraz dilekçesi ve takibin durdurulması kararının bizzat davacı/alacaklı ...'a 01.09.2014 tarihinde tebliğ edildiği, ancak icra takibinin davacının avukatı tarafından başlatıldığı anlaşılmaktadır. Tebligat kanununun 11. maddesinin birinci fıkrasına göre, vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Dolayısıyla vekil ile takip edilen bir işte tebligatın asile yapılması hukuka aykırıdır.
Dava konusu icra takibinin davacı alacaklının vekili tarafından başlatılmış ve takip ediliyor olması karşısında davacı asile yapılan tebligat geçersiz olup, 1 yıllık hak düşürücü sürenin tespitinde esas alınması mümkün değildir.
O halde Mahkemece, davacı asile yapılan tebligatın geçersiz olduğu ve davanın süresinde açıldığı gözetilerek işin esasına girilerek yapılacak inceleme neticesinde hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2016/22543, K. 2017/5094, 27 Nisan 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama