KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2016/2270 E., 2016/8649 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Mart 2016
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla
Karar Metni
271 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı tarafın, aleyhine başlatmış olduğu icra takibinin kesinleşmiş olduğunu, oysa kooperatif defter ve belgeleri üzerinde yapılan incelemeye dayalı olarak düzenlenen soruşturma raporuna istinaden eski yönetim aleyhine C.Savcılığında soruşturma açıldığını, soruşturma dosyasındaki rapora göre kooperatif başkanlığı tarafından davalı firmaya satılan malların karşılığında tahsilat yapılmadığının, 103.072,68TL tutarında alacaklı olunduğunun tespit edildiğini, hal böyle iken davalıya borçlu olunamayacağını ileri sürerek, vaki icra takibinden dolayı borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, ispatlanamayan davanın reddine, karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacı aleyhine başlatılan takip nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup, kural olarak menfi tespit davalarında, ispat yükü alacaklıya aittir. Alacaklı takip sebebi olarak davacı ile aralarındaki cari hesaba dayanarak alacaklı olduğunu savunmuştur.
Davacı ise davalıya borçlu olmadığını, bu durumun eski yönetim aleyhine başlatılan soruşturma sırasında alınan 15.12.2010 tarihli Kontrolör ... tarafından düzenlenen raporla da tespit edildiğini, aksine alacaklı olduklarını iddia etmiştir. Bu durumda başlatılan icra takibinden dolayı alacaklı olduğunu ispat yükü davalıdadır.
Mahkemece, bu hususta davalının sunmuş olduğu deliller değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken ispat yükü ters çevrilmek suretiyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2016/2270, K. 2016/8649, 24 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama