KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2016/22834 E., 2016/20233 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Kasım 2016
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
993 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, avukat olduğunu, davalının bir çok davada vekilliğini üstlendiğini ve hukuki danışmanlık hizmeti verdiğini, son olarak davalı şirket çalışanı işçilerin sendikal sorunların halli için 2011 yılı Ağustos ayında açtıkları davalarda davalı şirketin vekili olarak görev yaptığını, bu davaların vekalet ücretinin ödenmemesi üzerine başlattığı takibin davalının itirazı ile durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve inkar tazminatına karar verilmesini istemiş; Mahkemece davacının, yine davalının işçilerinin açtığı davalar dolayısıyla hak ettiğini ileri sürdüğü vekalet ücretlerinin tahsili amacıyla başlattığı takiplere vaki itirazların iptali talebiyle açtığı 15 davanın bu dosya ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
Davalı, davacının takip konusu ücret alacağının doğduğunu iddia ettiği iş davasının işçilerle varılan anlaşmaya uygun olarak ödemenin yargı kararına dayandırılması amacıyla işçiler tarafından usulen açılan bir dava olduğunu, davacı avukatın bu davaları işçilerle yapılan anlaşma uyarınca usulen kabul ettiğini ve emek sarfetmediği gibi davada kazanılan bir bölüm de olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, asıl ve birleşen 15 davanın kabulü ile her bir icra takibi bakımından ayrı ayrı itirazın iptaline ve takibin devamına, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemenin 2015/323, 2015/339, 2015/345, 2015/349, 2015/353, 2015/355 Esas sayılı dosyalarına yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
1-14.7.2004 günlü ve 5219 sayılı yasa ile HUMK.nun 427/2 maddesindeki temyiz ile ilgili parasal sınır 1.000.000.000 TL, 5236 sayılı yasanın 19. maddesi uyarınca 1.1.2016 tarihinden itibaren 2.190,00 TL.ye çıkarılmıştır.
Anılan yasada derdest davalar yönünden ne şekilde uygulanacağı yönünde açık bir uygulama hükmü bulunmamakta ise de Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.2.2005 gün ve esas 2005/13-32, karar 2005/85 sayılı kararı uyarınca yerel mahkemelerce kurulan hükümlerin temyizinin ve temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay daireleri ya da Hukuk Genel Kurulunca verilen kararlara karşı karar düzeltme yoluna gidilmesi durumunda temyiz ya da karar düzeltme istemi hangi karara yönelik ise, o karar tarihinde yürürlükte bulunan kanun hükmünün esas alınacağı belirtilmiştir.
Her bir davada, davalı tarafından temyiz edilen bölüm karar tarihi itibariyle 2.190,00 TL.yi geçmediğinden HUMK.nun 5219 sayılı yasa ile değiştirilen 427. maddesinin 2.fıkrası gereğince davalının temyiz hakkı bulunmamaktadır. O nedenle miktar itibariyle kesin olan kararlara ilişkin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Mahkemenin, 2015/325, 2015/329, 2015/331, 2015/333, 2015/335, 2015/337, 2015/341, 2015/343, 2015/347, 2015/351 Esas sayılı dosyalarına yönelik yapılan temyiz incelemesinde; 2-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
3-Davacı, vekalet ücretinin tahsili amacıyla başlattığı icra takibine davalının vaki itirazının iptali istemiyle eldeki davayı açmıştır. Davalı, davanın reddini dilemiş, mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davalının temerrüde düşmesi için BK 101.maddesi (6098 Sayılı B.K 117. maddesi) gereğince ayrıca temerrüt ihtarı gerekir. Davacı tarafından davalıya gönderilen 17.12.2012 tarihli telgrafta, ...
2. İş Mahkemesinin 2011/96 E. ile 2011/140 E. arasında yer alan 89 dosyaya ait vekalet ücreti tutarı olan 250.000,00 TL'nin 1 gün içinde ödenmesi istenilmiştir. Ancak her bir dosya bakımından istenilen alacak miktarı tek tek gösterilmediğinden bu telgrafın davalıyı usulüne uygun olarak temerrüde düşürdüğünden sözedilemez. Davacı, icra takip tarihinden önce davalıyı temerrüde düşürdüğünü ispat edememiştir.
Hal böyle olunca davacının işlemiş faize ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, usulün 438/7.maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2016/22834, K. 2016/20233, 3 Kasım 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama