KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2016/25089 E., 2019/2486 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Şubat 2019
- Mahkemesi
- Tüketici Mahkemesi
Karar Metni
339 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın usulden reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı yüklenici şirket tarafından inşa edilen siteden bir daire satın aldığını, teslim esnasında katalogda ve projede yer alan spor tesisi ve havuzun yapılmadığını gördüğünü, yapılan görüşmeler ve gönderilen ihtara rağmen tespit edilen eksik ve ayıplı işlerin giderilmediğini, sonradan yapılan araştırmada havuz ve spor tesisi yapılacak alanın davalı şirkete ait olmadığını öğrendiğini, bu nedenle taşınmazda değer kaybı oluştuğunu ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL’nin davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunu'nun 68. maddesi gereğince, talep miktarının zorunlu hakem heyeti başvuru sınırında kaldığı gerekçesi ile dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 68/1 maddesine göre. “Değeri 2.000,00 TL’nın altında bulunan uyuşmazlıklarda ilçe tüketici hakem heyetlerine, 3.000,00 TL’nın altında bulunan uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetlerine, büyük şehir statüsünde bulunan illerde ise 2.000,00 TL ile 3.000,00 TL arasındaki uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetlerine başvuru zorunludur.
Bu değerlerin üzerindeki uyuşmazlıklar için tüketici hakem heyetlerine başvuru yapılamaz.” Yeniden değerleme oranındaki artış nedeniyle 01.01.2015 tarihinden itibaren yasadaki 2.000,00 TL’lik miktar 2.200,00 TL’na, 3.000,00 TL’lik miktar ise 3.300,00 TL’na çıkmıştır. Somut olayda davacı, satın aldığı dairenin bulunduğu sitenin ortak alanında yapımı taahhüt edilen havuz ve spor tesisinin yapılmadığını ileri sürerek taşınmazda meydana gelen değer kaybının tahsilini istemiştir.
Davacının uğradığı zarar ve gerçekte ödenmesi gereken bedel yargılama esnasında belirlenebilecek nitelikte olup, davacı tarafından fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak dava açıldığına göre mahkemece, işin esası incelenerek sonuca göre bir karar vermesi gerekirken, değinilen bu husus gözardı edilerek hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2016/25089, K. 2019/2486, 26 Şubat 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama