KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2016/27993 E., 2018/8901 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2018
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
292 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalılar tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı SGK Başkanlığı vekili avukat .... geldi. Karşı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıların sahibi ve işleteni olduğu ... Optik ile 11.01.2010 tarihinde optik sözleşmesi imzalandığını, davalı ... adına geçerli bir ruhsatname olmadığı halde başkasına ait ruhsatname ile sözleşmenin akdedildiğini, farkedilince kurum tarafından sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini, 38.252,99 TL zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Mahkemece davanın yetkisizlik nedeniyle reddine ilişkin verilen ilk karar, Dairemizin 16.05.2012 tarihli ilamı ile bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sırasında 22.12.2014 havale tarihli ıslah dilekçesiyle davacı talebini arttırmış, mahkemece ıslah edilen talep esas alınarak, davanın toplam 45.435,78 TL asıl alacak, 4.942,25 TL işlemiş faiz üzerinden kabulüne karar verilmiştir. Oysa ki, 4.2.1948 tarih, 10/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün değildir. Bu nedenle davacının ıslahtan önceki talebi dikkate alınarak hüküm kurulması gerekirken, mahkemece, yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma sebebine göre davalının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2016/27993, K. 2018/8901, 3 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama