KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2016/29943 E., 2019/2548 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Şubat 2019
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
284 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile aralarında 01.01.2008-31.12.2008 dönemine ilişkin hizmet alım sözleşmesi imzalandığını, üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdikleri halde davalı tarafından 5510 Sayılı kanunun 81.maddesine göre ... tarafından karşılanan %5 ... priminin haksız olarak hak edişlerinden kesildiğini, yapılan kesintinin haksız olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 1.000,00 TL'nin hakediş tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu davanın kabulü ile 9.580,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Mahkemece, davanın reddine dair verilen kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 02.04.2015 tarih 2015/4331 E.-2015/10495 K. sayılı ilamı ile hükmün bozulmasına karar verilmiş, mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sırasında davacı taraf 25.1.2016 tarihli ıslah dilekçesi ile birlikte talep sonucunu 9.580,00 TL'ye yükselttiklerini ifade etmiş, mahkemece ıslah edilen talep esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Oysa ki, 4.2.1948 tarih, 10/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün değildir. Bu nedenle, mahkemece, davacının ıslahtan önceki talebi dikkate alınarak sonucuna uygun bir hüküm kurulması gerekirken, değinilen bu husus gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2016/29943, K. 2019/2548, 26 Şubat 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama