KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2016/4679 E., 2016/6190 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Şubat 2016
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
419 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı bankadan konut kredisi kullandığını, faizlerin düşmesi üzerine kredinin yeniden yapılandırıldığını, davalı banka tarafından dosya masrafı ve yapılandırma adı altında kesinti yapıldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 3.092,00 TL'nin, kesinti tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiş, ıslahla bu talebini 4.037,54 TL’ye çıkarmıştır.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile 4.037,54 TL alacağın, 6.6.2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı eldeki dava ile, haksız olarak kendisinden alınan masrafların tahsili istemine ilişkin olup, davada fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak suretiyle 3.092,00 TL’nin kesinti tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili talep edilmiş, ıslah ile bu talep miktarını 945,54 TL artırarak 4.037,54 TL’ye çıkarmıştır.
Mahkemece davanın kabul edilerek hükmedilen alacağa, davalı bankanın davacıya olumsuz yanıt verdiği 6.6.2014 tarihinden itibaren faiz uygulanmıştır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 117. maddesi gereğince muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur Ne var ki somut olayda, davacının davalı bankaya yaptığı 28.5.2014 tarihli başvuru, hangi alacak kalemlerine ilişkin olduğu gösterilmediğinden usulüne uygun bir ihtar olmadığından, davalı bankanın 6.6.2014 tarihli olumsuz yanıtı ile de temerrüt koşullarının gerçekleştiğinden söz edilemez.
O halde, davacının davalıyı dava ve ıslah tarihlerinden önce temerrüde düşürdüğü ispat edilemediğine göre, mahkemece hükmedilen alacak miktarının, dava dilekçesi ile talep edilen miktarına dava tarihinden, ıslahla talep edilen miktarına ise ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, açıklanan husus göz ardı edilerek, tüm alacak miktarına 6.6.2014 tarihinden itibaren faiz yürütülmüş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Ne var ki; yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HMUK’un 438/7 maddesi gereğidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2016/4679, K. 2016/6190, 29 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama