KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2016/6104 E., 2019/3265 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Mart 2019
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
372 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, taraflarca imzalanan protokol gereğince taşınmazın kültür tesisi yapılması karşılığında bedelsiz olarak devir edildiğini, davalının protokole aykırı davranarak taşınmaz üzerinde inşaat yaptırıp ticari amaçlı kullandığını ve kat mülkiyeti tesis ederek üçüncü kişilere sattığını ileri sürerek taşınmazın aynen iadesine, mümkün olmaz ise taşınmaz üzerinde inşaa edilen bağımsız bölümler için şimdilik 10.000.00 TL'nin ve arsa bedeli olarak 5.000,00 TL'nin tahsilini istemiş, ıslah dilekçesiyle davalının uhdesinde kalan bağımsız bölümlerin değeri olan 4.463.100,00 TL'nin yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, alınan idari kararlar sonucunda dava konusu taşınmaz üzerinde inşaat yapıldığını, tüm işlemlerin yasal olduğunu ve protokole aykırı davranılmadığını, davacının muvafakati ile eğitim ve sağlık birimlerinin inşaa edildiğini ve taleplerin haksız olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, Dairemizin ‘‘kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilebilmesi için usul ve yasaya aykırı olan hükmün bozulmasına’’ ilişkin bozma ilamına uyularak davanın kabulü ile 4.463.100,00 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı, temyiz aşamasında davacı ile sulh olduklarını belirtmiş ve davacı vekili de 30.03.2016 tarihli temyize ek beyan dilekçesinde bu iddiayı teyit etmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 314. maddesine göre sulh, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. Aynı Kanunun 315/1. maddesine göre sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur.
Bu durumda, mahkemece, taraflar arasında sulh sözleşmesi var ise, tarafların bu sulhe göre karar verilmesini isteyip istemediği sorularak sulhe göre karar verilmesini istemeleri halinde, sulh sözleşmesine göre karar verilmesi; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir.
Mahkemece uyuşmazlığın esası hakkında karar verilerek davadan el çekildikten sonra temyiz aşamasında sulh olunduğuna ilişkin dilekçe verildiğinde, bu aşamada karar verme yetkisi yerel mahkemeye ait bulunduğuna göre, sulh uyarınca yerel mahkemece bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2016/6104, K. 2019/3265, 13 Mart 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama