KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2016/8820 E., 2018/3602 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Mart 2018
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
321 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı şirketten koltuk takımı aldığını, kullanmaya başladıktan kısa bir süre sonra üründe ayıpların ortaya çıktığını, servis tarafından üründeki bu ayıpların giderilmediğini ileri sürerek, 3.800 TL ürünün bedelinin 04.07.2015 olan satım tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, zamanaşımı def’inde bulunup, iddiların asılsız olduğunu beyanla, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabülüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bent dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, ayıplı ürün satışından kaynaklı bedelin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın kabulü ile ürün bedeli olan 3.800,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir. Oysa ki, dava konusu koltuk takımı, davacı tarafından halen kullanılmakta olup, iade edilmediğine göre, faiz başlangıç tarihinin, ürünün iade tarihi olarak belirlenmesi gerekeceği açıktır. Diğer yandan, aleyhine hüküm kurulan ve tüketici konumunda olmayan davalı şirketin harçtan muaf tutulmuş olması da doğru olmamıştır. Karar bu yönleri itibariyle usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK.'nun 438/7. maddesi hükmü gereğidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2016/8820, K. 2018/3602, 27 Mart 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama