KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2017/2648 E., 2017/7016 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Haziran 2017
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
460 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile 31.08.2009 tarihinde dava ve icra dosyalarını takip etmek için vekalet ücret sözleşmesi imzaladıklarını ve sözleşmenin feshedildiği 06.06.2013 tarihine kadar hizmet verdiğini, vekalet ücreti alacağının ödenmemesi nedeniyle davalı hakkında icra takibi başlattığını, bunun üzerine davalının sözleşmesini feshettiğini ancak ücretinin ödenmediğini, başlattığı icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı şekilde vekalet ücreti talep etmesi nedeniyle haklı nedenle vekillikten azledildiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile ... İcra Müdürlüğünün 2013/825 esas sayılı dosyası üzerinden yürütülen icra takibinde davalının itirazının iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince. İİK’nın 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir.
İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir.
Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek konumda bulunması nedeniyle alacağın likit ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir.
Mahkemece, davacının bu istemi hakkında kabul kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, usulün 438/7.maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2017/2648, K. 2017/7016, 8 Haziran 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama