KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2017/5724 E., 2019/3739 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Mart 2019
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
353 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat ... ile davacı vekili avukat ... İşim'in gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, maliki olduğu taşınmazın satışı için davalıyı vekil tayin ettiğini, davalının taşınmazı 08.09.2008 tarihinde 23.000,00 TL bedelle sattığını, ancak kendisine satış hususunda bilgi vermediği gibi satış bedelini de ödemediğini, taşınmazın gerçek değerinin daha fazla olduğunu ileri sürerek ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile taşınmazın rayiç bedelinin tespiti ile şimdilik 23.000,00 TL'nin satış tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsilini istemiş; bilahare talebini ıslah etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, bozma üzerine davanın kabulü ile 60.000,00 TL’nin 23.000,00 TL’sinin dava tarihinden itibaren; 37.000,00 TL’sinin ıslah tarihi olan 25/05/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davanın reddine dair 27.02.2014 tarihli ilk kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 8.9.2015 tarih ve 2014/34285 Esas -2015/26565 Karar sayılı ilamı ile hükmün bozulmasına karar verilmiş; Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sırasında davacı 25.05.2016 tarihinde talebini 60.000,00 TL olarak ıslah etmiş, mahkemece ıslah edilen talep esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysa ki, 4.2.1948 tarih, 10/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün değildir. Bu nedenle davacının ıslahtan önceki talebi dikkate alınarak sonucuna uygun bir hüküm kurulması gerekirken, mahkemece, değinilen bu husus gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2017/5724, K. 2019/3739, 21 Mart 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama