KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2017/6671 E., 2017/10164 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Ekim 2017
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla
Karar Metni
337 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı Bankadan kullanmış olduğu kredi nedeniyle kendisinden dosya masrafı adı altında kesinti yapıldığını ileri sürerek 1.280,00 TL'nin faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiş, ıslahla talep miktarını 2.610,50 TL’ye çıkarmıştır.Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir
2-Dava, davacı tarafından kullanılan kredi nedeniyle davacı tüketiciden haksız olarak alınan masrafların tahsili istemine ilişkin olup, davacı 1.280,00 TL’nin faizi ile birlikte tahsili talep edilmiş, ıslahla talep miktarı artırılmıştır. 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 117.maddesi gereğince muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur.
Dava konusu olayda davacının, davalıyı dava ve ıslah tarihinden önce temerrüde düşürdüğü ispat edilemediğine göre, mahkemece hükmedilen alacak miktarının dava dilekçesinde talep edilen miktarına dava tarihten, ıslahla talep edilen miktarına ise ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, açıklanan husus göz ardı edilerek, tüm alacak miktarına dava tarihinden itibaren faiz yürütülmüş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK.’nun 438/7 maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2017/6671, K. 2017/10164, 25 Ekim 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama