KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2018/1144 E., 2018/4436 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Nisan 2018
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
279 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, yurt dışında yaşadığını, sahibi olduğu taşınmazı satması için davalıya vekaletname verdiğini, davalının taşınmazı satmasına rağmen satış bedelini kendisine ödemediğini ileri sürerek, 20.000,00 TL'nin tahsiline karar verilmesini istemiş; 17.12.2014 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 42.494,00 TL olarak artırmıştır.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının davasının kabulü ile, toplam 42.494,00 TL alacağın; 20.000,00 TL'sinin dava tarihinden itibaren, 22.494,00 TL'nin de ıslah tarihi olan 17/12/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Mahkemece davanın reddine ilişkin verilen ilk karar, davacı tarafın temyizi üzerine Dairemizin 24.09.2013 tarih 2013/12649 Esas, 2013/22608 Karar sayılı ilamı ile bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sırasında davacı 17/12/2014 tarihinde harcını da yatırmak suretiyle toplam talebini 42.494,00 TL olmak üzere ıslah etmiş; mahkemece ıslah edilen talep esas alınarak, 42.494,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Oysa ki, 4.2.1948 tarih, 10/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün değildir. Bu nedenle davacının ıslahtan önceki talebi dikkate alınarak hüküm kurulması gerekirken, mahkemece yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre, davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2018/1144, K. 2018/4436, 11 Nisan 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama