KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2018/1934 E., 2018/7112 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Haziran 2018
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
511 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıya ait banka hesabına borç olarak gönderdiği 15.000 Euro’nun teminatı karşılığı 20.1.2008 keşide, 5.7.2008 vade tarihli 16.000 Euro bedelli senedi aldığını, ancak borcun ödenmediğini, bunun üzerine başlatılan takibe davalının haksız şekilde itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı, davacının senedi de ayrıca takibe koymuşken bu davayı açamayacağını, davacıdan borç para almadığını, davacının dava dışı C.K ile aralarında borç ilişkisi olduğunu, bankadaki sorun nedeniyle kendi hesabına gönderilmesine izin verdiği parayı çekip C.K. isimli bu kişiye teslim ettiğini savunarak davanın reddini dilemiş, kötüniyetli takip başlatan davacı aleyhine %40’dan aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucu davanın reddine, kötü niyetli takip başlatan davacı aleyhine dava değerinin %40’ı üzerinden hesaplanan 14.509,37TL kötüniyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekir.
2-Dava, İcra ve İflas Kanununun İİK’nın 72. maddesine dayalı menfi tespit davasıdır. İcra ve İflas Kanununun 67 maddesinin 2.fıkrasına göre. “Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir.
Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. ”Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir.
Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir.
Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davacı, davalının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır. Hal böyle olunca, mahkemece, davacının bu istemi hakkında red kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, usulün 438/7.maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2018/1934, K. 2018/7112, 21 Haziran 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama