KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2018/6932 E., 2020/1129 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Şubat 2020
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
Karar Metni
811 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
... Bölge Adliyesi Mahkemesi 18. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının davalı vekilince murafaa talepli olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Murafaa için belirlenen günde duruşmalı temyiz eden davalı ... Havacılık A.Ş. vekili avukat ... geldi. Davacı taraftan gelen olmadı. Hazır olan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra kararın açıklanması başka güne bırakıldı. Yapılan incelemede temyiz dilekçesinin süresinde verildiğinin anlaşılması üzerine, gereği konuşulup düşünüldü.
MUHALEFET ŞERHİ
Dava; maddi ve manevi tazminat davasıdır.
Somut uyuşmazlıkta, davacı 2004 Nisan ayında davalı şirkette çalışmaya başladığını ancak sözleşmenin davalı tarafından 5.2.2008 tarihinde feshedildiğini, feshin haksız olduğunu ve bu nedenle maddi ve manevi zarara uğradığını iddia ederek, bu zararının Euro cinsinden para ile davalıdan tahsilini istemiş, davalı ise sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
... 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla yaptığı yargılama sonucu 2008/140 e. -2017/353 k. sayılı kararla "sözleşmenin feshinin haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 62.491,49 Euro maddi, 10.000,00 Euro manevi tazminatın fesih tarihindeki döviz hesabına uygulanan faizi ile birlikte tahsil anındaki hesaplanacak kur üzerinden hesaplanıp davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiş, bu hükme yönelik davalının istinaf başvurusu ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesinin 2018/1043 e.-1736 k. sayı ile esastan reddedilmiştir.İstinaf kararı davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamına göre; taraflar arasında imzalanan yazılı bir sözleşme bulunmayıp, davacının şifahi sözleşme ile işe ilk başladığı 19/04/2014 tarihi itibariyle kaptan pilot olması yanında sözleşmenin davalı tarafça feshedildiği 05/02/2008 tarihine kadar davalı havayolu şirketinde yönetim kadrosunda kalite yönetim başkanı olarak fiilen çalıştığı ve davacının aylık ücretinin Euro üzerinden ödenmiş olduğu ihtilafsızdır.
Mevcut delillere göre, ilk derece mahkemesince “sözleşmenin davalı tarafından feshinin haksız olduğu, haksız fesih nedeniyle davacının maddi ve manevi zarara uğradığı” yönündeki değerlendirmesi yerinde olup, bu çerçevede; aylık ücreti Euro cinsinden ödenen davacının haksız fesihten doğan maddi zararının da yabancı para cinsinden oluştuğu kabul edilebilir nitelikte olmakla, mahkemece “maddi tazminatın Euro cinsinden hükmedilmesi” isabetli ise de, manevi tazminat talebi hakkında Euro üzerinden karar verilmiş olmasının yerinde olmadığı düşüncesindeyim.
Zira; fesih ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 Sayılı Borçlar Kanununun 83. maddesinde (yeni 6098 sayılı TBK. 99.madde) "mevzuu para olan borcun memleket parasıyla ödeneceği ancak, sözleşmede başka ülke parası ile ödeme kararlaştırılmışsa, yabancı ülke parası ile ödemenin mümkün olduğu" gösterilmiştir.
Buna göre; taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı gibi, dosya içeriğinden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan davacının somut olayda haksız fesihten doğan manevi zararının ne suretle yabancı para cinsinden oluştuğu hususunun açıkça ortaya konulup, ispatlandığı anlaşılamamaktadır.Bundan dolayı, manevi tazminata Borçlar Kanununun anılan maddesine uygun şekilde “Türk Lirası” üzerinden hükmedilmesi olaya ve oluşa daha uygun olacağından, mahkemece bunun gözardı edilerek “Euro” üzerinden hüküm kurulmuş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu,
bu nedenle davalının buna yönelik temyiz talebinin kabulü ile istinaf kararının kaldırılarak ilk derece mahkemesi hükmünün sadece bu yönden bozulması gerektiği kanaatindeyim.
Bu itibarla; sayın çoğunluğun, ... Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının “onanması” yolundaki görüşüne açıklanan gerekçeyle katılmıyorum.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2018/6932, K. 2020/1129, 4 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama