KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2019/4718 E., 2020/5098 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Haziran 2020
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
1.256 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davacılar ile davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde duruşmalı temyiz eden davacılar vekilleri avukat ... Kılıçoğlu, avukat ... ile duruşmalı temyiz eden davalı Bilgöl Belediye Başkanlığı vekili avukat ...'nun gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, davalı belediyenin 10.10.2006 tarihli encümen kararı ile 91 bağımsız bölümden oluşan Belediye İşhanı binasını satışa çıkarınca, ihale sonucu, aralarındaki iş ortaklığı sözleşmesi ile ... ve ...
Kansu'ya 30, ...'ya 30 ve ...'a 40 hisse ait olmak üzere, 11.12.2006 tarihinde satın aldıklarını, KDV dahil 5.656.282 TL. bedelini ödediklerini, ancak ihale bedelinin ödeme şekline dair hususların ihale ilanında yer almaması nedeni ile 2.11.2006 tarihli ihale komisyonu kararının iptali için üçüncü kişi tarafından dava açılınca İdare Mahkemesi'nce ihale işleminin iptaline karar verilip, Danıştay tarafından onandığını, davalının açtığı tapu iptali ve tescil davalarının da kabulüne karar verilip kesinleştiğini ileri sürerek,
fazla ilişkin hakları saklı kalarak taşınmazın tapu iptali ve tescil davalarının kesinleştiği tarih itibariyle rayiç değerleri ile tapu harcı, güçlendirme projesi, bakım, tamir, tadilat boya masrafları vs. toplam 6.000.000,00 TL'nin dava tarihinden ticari faizi ile ödetilmesini istemişler, ıslah ile taleplerini artırmışlardır.
Davalı, davacıların ihale bedeli ile tapu harçlarını icra takibi ile talep ettiklerini, dava açmakta hukuki yararlarının bulunmadığını, rayiç bedel de talep edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini dilemiş, birleşen dava ile de, davacıların ihale tarihinden itibaren taşınmazlardan elde ettikleri gelirlerden şimdilik 1.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari faizi ile ödetilmesini istemiş, anılan davanın sonradan tefrikine karar verilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak davanın kabulü ile, davacı ...'a 6.000.000,00 TL, davacı ...'ya 4.500.000,00 TL, davacı ...'ya 2.250.000,00 TL, davacı ...'ya 2.250.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacılara ayrı ayrı verilmesine, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına, davacı ... için hüküm altına alınan 6.000.000,00 TL'nin 2.400.000,00 TL'sine dava tarihi olan 21/06/2013 tarihinden itibaren, 3.600.000,00 TL'sine ıslah tarihi olan 09/06/2014 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına,
davacı ... için hüküm altına alınan 4.500.000,00 TL'nin 1.800.000,00 TL'sine dava tarihi olan 21/06/2013 tarihinden itibaren, 2.700.000,00 TL'sine ıslah tarihi olan 09/06/2014 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, davacı ... için hüküm altına alınan 2.250.000,00 TL'nin 900.000,00 TL'sine dava tarihi olan 21/06/2013 tarihinden itibaren, 1.350.000,00 TL'sine ıslah tarihi olan 09/06/2014 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına,
davacı ... için hüküm altına alınan 2.250.000,00 TL'nin 900.000,00 TL'sine dava tarihi olan 21/06/2013 tarihinden itibaren, 1.350.000,00 TL'sine ıslah tarihi olan 09/06/2014 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, davacıların güçlendirme bedeli, proje bedeli, tamirat, tadilat bedeli yönünden taleplerini atiye bıraktığı anlaşıldığından bu talepler yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafça temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının tüm davacıların aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacılar, eldeki dava ile, tapuda davalı ... adına kayıtlı olan işhanını ihale ile satın alıp tapu devrinin verildiğini, ancak ihalenin davalı kusuru ile iptal edilmesi nedeni ile daha sonradan açılan davalar sonucunda adlarına olan tapu kayıtlarının iptal edildiğini ve böylece taşınmazların ellerinden çıktığını, davalı adına tescil edildiğini ileri sürerek, taşınmazın raiç değerinin tesbiti ile hisselerine düşen bedellerin tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Eldeki davada birden fazla davacı olup, davacılar hisselerine düşen bedeli talep ettiklerine göre, her bir davacı arasında ihtiyari dava arkadaşlığı söz konusudur. İhtiyari dava arkadaşlığının söz konusu olduğu durumlarda alacak tek bir dava ile istense de aslında her bir ihtiyari dava arkadaşı kadar dava söz konusudur. Bu nedenle, her bir davacı yönünden yargılama giderleri ve vekalet ücretinin ayrı ayrı hesaplanması gerekir.
Somut olayda, davacıların davaları kabul edilmiş olmakla kabul edilen bu kısımlar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kendisini vekil ile temsil ettiren her bir davacı için ayrı ayrı vekalet ücretlerine hükmedilmesi gerekirken, alacak toplamı üzerinden tek vekalet ücretine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bozulmasını gerektirir.
Ne var ki; bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK'un 538/7. maddesi gereğidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2019/4718, K. 2020/5098, 24 Haziran 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama