KÜNYE
(Kapatılan)14. Ceza Dairesi 2011/4020 E., 2012/10540 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Kasım 2012
Karar Metni
462 kelime·2 dk okuma
Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'nın mağdur ...'a karşı, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'nun ise mağdur ... ve katılan ...'a karşı ırza geçme suçlarından yapılan yargılamaları sonunda; sanık ...'un atılı suçtan beraatine, diğer sanıkların ise çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkûmiyetlerine dair ... Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 26.12.2006 gün ve 2002/125 Esas, 2006/405 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık ... müdafii, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... müdafii ile katılan ... ve mağdur ... zorunlu vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelendi;
CMK.nın 260/1. maddesine göre katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolunun açık olduğu, suçtan zarar gören mağdur ...'ın şikâyetçi olduğu, zorunlu vekilin de sanıkların cezalandırılmasını isteyip, davaya katılmak istediğini beyan ettiği, mağdurun katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gördüğü konusunda araştırma yapmayı gerektirecek bir tereddüt de bulunmadığı görülmekle, CMK.nın 237/2. maddesi uyarınca suçtan zarar gören mağdur ...'ın davaya katılmasına ve zorunlu vekilinin katılan vekili olarak kabul edilmesine karar verilerek katılan vekilinin de temyizi üzerine yapılan incelemede gereği düşünüldü:
Mahkemece, sanıklar hakkında TCK.nın 62. maddesi uyarınca takdiri indirim hükmünün uygulanmaması nedeni olarak, anılan maddenin 2. fıkrasındaki, faillerin “fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları” hususunu kapsayan şekilde “suçtan gerçek anlamda pişmanlık duymamaları...” belirtilmiş bulunması karşısında, mahkemece ayrıca gösterilen "mahkemeyi ve soruşturmayı yanıltma çabaları" biçimindeki neden hukuki değerden yoksun fazlalık olduğundan tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Sanıklar ..., ... ve ...'un katılan ...'a karşı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkûmiyetlerine, sanık ...'nün ise atılı suçtan beraatine dair hükümlere yönelik temyizlerin incelenmesinde;
Sanıklar ..., ..., ... ve ...'a isnat olunan ırza geçme suçunun 5237 sayılı Kanunun 103/2. maddesine temas edip, öngörülen cezalarının üst sınırı itibarıyla 5237 sayılı TCK.nın 66/1-d ve 67/4. maddelerinde belirlenen 15 yıl asli, 22 yıl 6 aylık asli ve ilaveli zamanaşımına tâbi olduğu,
ancak sanıkların suç tarihlerindeki yaşları itibarıyla aynı Kanunun 66/2. maddesi uyarınca da bu sürelerin yarısı olan 11 yıl 3 aylık ve üçte ikisi olan 10 yıllık zamanaşımı sürelerine tâbi bulunduğu gözetildiğinde, 5237 sayılı Kanunun zamanaşımı bakımından sanıklar lehine olduğu ve sanık ... yönünden mahkemece yapılan 16.05.2002 günlü sorgu tarihinden, diğer sanıklar yönünden ise oluşa uygun kabul olunan suç tarihi olan Haziran 2001'den inceleme gününe kadar belirtilen sürelerin gerçekleştiği anlaşıldığından,
hükümlerin 5237 sayılı TCK.nın 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle, 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, aynı Kanunun 322/1 ve 5271 sayılı CMK.nın 223/8. maddeleri uyarınca davaların zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
Yargıtay 14. Ceza Dairesi, E. 2011/4020, K. 2012/10540, 1 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama