KÜNYE
14. Ceza Dairesi 2014/11529 E., 2017/5598 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Kasım 2017
- Mahkemesi
- Sulh Ceza Mahkemesi
- Suç
- Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
386 kelime·2 dk okuma
İlk derece mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
5237 sayılı TCK'nın 234/1. maddesinde düzenlenen öngörülen çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunun oluşması için velayet hakkı elinden alınmış ana veya babanın ya da üçüncü derece dahil kan hısımlığı ilişkisi bulunan kişilerin, onaltı yaşını bitirmemiş bir çocuğu veli, vasi veya bakım ve gözetimi altında bulunan kimsenin yanından cebir veya tehdit kullanmaksızın kaçırması veya alıkoyması gerektiği, anılan maddede öngörülen analık, babalık veya üçüncü dereceye kadar kan hısımlığı ilişkisinin Medeni Kanun hükümlerine göre belirlenmesi gerektiği, anılan maddede ana veya babanın,
velayet hakkı elinden alınmış olması halinde bu suçun faili olabileceği belirtildiğinden, öncelikle ana veya babanın çocuk üzerinde Medeni Kanun hükümlerine göre velayet hakkının bulunması ve daha sonra bu velayet hakkının mahkeme kararıyla kaldırılmış olması gerektiği, somut olayda ise sanık savunmaları, müşteki anlatımları ile tüm dosya kapsamına göre müştekinin, bir süre sanıkla gayri resmi beraberlik yaşadığı, bu birliktelikten çocuk İlknur'un doğduğu tarihte müştekinin başka biriyle resmi nikahlı evli olması nedeniyle müştekinin evli olduğu kişi ile çocuk arasında soybağı ilişkisi kurulduğu,
Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinde yapılan kontrole göre bu kişinin Hatay Aile Mahkemesinin 2007/47 Esas, 2007/993 Karar ve 18.01.2008 kesinleşme tarihli ilamıyla çocuk üzerindeki soybağının reddine karar verilmesine rağmen biyolojik baba olduğu anlaşılan sanık ile çocuk arasında soybağı ilişkisi kurulmadığı gibi, sanığa çocuk üzerinde velayet hakkı da verilmediği, buna dair herhangi bir mahkeme kararının da bulunmadığı,
TCK'nın 234/1. maddesindeki suçun oluşabilmesi için velâyet yetkisine sahip failin bu yetkisinin mahkeme kararıyla elinden alınmış olmasının ön koşul niteliği taşıması karşısında, somut olayda sanığın, velâyet yetkisine haiz olmadığı gibi, velâyet yetkisi elinden alınan kişi de
sayılmadığı anlaşıldığından, atılı suçun kanuni unsurları itibariyle oluşmadığı, ancak dosya kapsamına göre sanığın, Medeni Kanun hükümlerine göre üzerinde herhangi bir velayet hakkı ve yetkisi bulunmayan ve olay tarihinde onbeş yaşından küçük olması nedeniyle hukuken rıza açıklama ehliyeti bulunmayan çocuğu yanında tutması şeklinde gerçekleşen eyleminin TCK'nın 109/1. maddesinde düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu gözetilerek bu suçtan mahkûmiyetine karar verilmesi yerine suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçundan hüküm kurulması,
Yargıtay 14. Ceza Dairesi, E. 2014/11529, K. 2017/5598, 14 Kasım 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama