KÜNYE
14. Ceza Dairesi 2016/7067 E., 2016/7428 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Ekim 2016
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Çocuğun basit cinsel istismarı
- Hüküm
- Mahkûmiyet
Karar Metni
505 kelime·3 dk okuma
İlk derece mahkemesince verilip re'sen de temyize tabi hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Müşteki Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Mahkemece yokluğunda verilip 02.03.2016 günü tebliğ edilen hükmü bakanlık vekilinin CMUK'nın 310. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenip tebliğden işleyen bir haftalık kanuni süresinden sonra sunduğu 10.03.2016 havale tarihli dilekçeyle temyiz ettiğinin anlaşılması karşısında, vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK'nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
Sanık ile müdafiin temyiz istemlerinin incelenmesine gelince;
Mağdurenin aşamalarda alınan beyanları, soruşturma evresinde eyleme ilişkin çizdiği resim ile sanığın elini cinsel bölgesine dokundurduğunu ifade etmesi, sanığın nitelikli cinsel istismar eyleminde bulunduğuna ilişkin bir anlatımda bulunmaması ve tüm dosya kapsamına göre eylemlerin çocuğun basit cinsel istismarı suçunu oluşturup mahkemenin uygulamasının da bu suçun yaptırımını düzenleyen 5237 sayılı TCK'nın 103/1-1. maddesi üzerinden yapılmasına karşın gerekçede eylemlerin çocuğun nitelikli cinsel istismarı kabul edilmesi suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Davaya konu suçun 16.12.2014 tarihinde intikal ettiği, mağdurenin suçların işlenişine ilişkin genel anlatımda bulunup eylemlere ilişkin tarih vermeyip mahkemece de bu hususta araştırma yapılmadığı anlaşılmakla, olayın ortaya çıktığı tarihte gözetilerek, mağdureye yönelik son eylemin 28.06.2014 günü yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun değişikliğinden önce mi yoksa sonra mı gerçekleştiği araştırılıp belirlenerek,
sanığın mağdureye yönelik çocuğun basit cinsel istismarı suçunu oluşturan son eylemi 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önce gerçekleştirilmiş ise, sanığın eylemleri nedeniyle mağdurenin ruh sağlığının bozulup bozulmadığı konusunda Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulundan veya Adli Tıp Kurumu Kanununun 7, 23/B ve 31. maddeleri gereğince Yükseköğretim Kurumları veya birimlerinden, Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulu ölçütlerine göre oluşturulmuş bir heyetten rapor aldırılarak sonucuna göre 5237 sayılı TCK'nın 7/2. madde-fıkrası da nazara alınıp sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri;
son eylemin 6545 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 28.06.2014 tarihinden sonra gerçekleştiğinin anlaşılması halinde ise, 5237 sayılı TCK'nın 6545 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonraki 103/1-1. cümle, 43/1. maddeleri uyarınca mahkûmiyeti gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de;
Lehe kanun değerlendirmesi yapılırken, 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı Kanunun 103/1. maddesinde değişiklik yapılmadan önce çocuğun basit cinsel istismarı suçu için öngörülen cezanın üç yıldan sekiz yıla kadar olduğu gözetilmeksizin on yıl hapis cezası ile uygulama yapılması,
Gerekçede eylemlerin suçun ortaya çıktığı tarih olan 16.12.2014 tarihine kadar devam ettiği kabul edilmesine rağmen uygulamanın 5237 sayılı TCK'nın 103/1. maddesinin 6545 sayılı Kanun ile değişmeden önceki hali ile yapılması ve eylemlerin çocuğun nitelikli cinsel istismarı olduğu açıklanmasına rağmen uygulamanın çocuğun basit cinsel istismarı suçunu düzenleyen aynı Kanunun 103/1. maddesi ile yapılması suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Yargıtay 14. Ceza Dairesi, E. 2016/7067, K. 2016/7428, 27 Ekim 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama