İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /14. Ceza Dairesi

YARGITAY · 14. CEZA DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 14. Ceza Dairesi E.2019/4998 K.2019/13095

Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 12.06.2017 gün ve 2017/52 Esas, 2017/157 Karar sayılı hükümlere yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile hükümlerin kaldırılarak zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma…

Esas2019/4998Karar2019/13095Tarih9 Aralık 2019Okuma7 dk · 1.495 kelime

KÜNYE

14. Ceza Dairesi 2019/4998 E., 2019/13095 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
9 Aralık 2019
Mahkemesi
Ceza Dairesi
Suç
Çocuğun cinsel istismarı, çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
Hüküm
Sanığın zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkumiyetine dair
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.495 kelime·7 dk okuma·3 bölüm

Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 12.06.2017 gün ve 2017/52 Esas, 2017/157 Karar sayılı hükümlere yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile hükümlerin kaldırılarak zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkumiyetine

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle başvurunun muhtevası nazara alınarak dosya tetkik edildi, gereği görüşüldü: Olayın intikal şekli ve süresi, katılan mağdurenin aşamalarda değişen çelişkili anlatımları, savunma ile tüm dosya kapsamı nazara alındığında, ilk derece mahkemesinin kabulünde yer alan sübuta ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmesi karşısında, mahkumiyet kararlarının yerinde olmadığı anlaşıldığından, anılan hükümlere yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine yazılı şekilde hükümlerin kaldırılarak sanığın zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkumiyetine karar verilmesi,

Kanuna aykırı, sanık müdafisi ile Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 21.02.2018 gün ve 2017/2440 Esas, 2018/303 Karar sayılı vaki istinaf başvurusunun kabulüyle hükümlerin kaldırılarak sanığın zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkumiyetine dair kurulan hükümlerin 5271 sayılı CMK'nın 302/2-4. madde ve fıkrası gereğince BOZULMASINA, bozma sebebine göre tutuklu sanığın TAHLİYESİNE,

sanığın başka bir suçtan tutuklu veya hükümlü bulunmadığı takdirde derhal salıverilmesinin temini hususunda en seri vasıtayla mahalline bilgi verilmesi için ilgili yerlere yazı yazılmasına, dosyanın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmesine, 09.12.2019 tarihinde Üye Sn. ...'in karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.06.2017 gün ve 2017/52 Esas, 2017/157 Karar sayılı ilamının Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesince yapılan istinaf incelemesi sonucu 21.02.2018 gün ve 2017/2440 Esas, 2018/303 sayılı verilen Kararın sanık müdafisi ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı tarafından temyizi üzerine Yargıtay 14. Ceza Dairesince yapılan inceleme sonucunda Dairemizce 09.12.2019 gün ve 2019/4998 Esas, 2019/13095 Karar sayılı ilamı ile;

Olayın intikal şekli ve süresi, katılan mağdurenin aşamalarda değişen çelişkili anlatımları, savunma ile tüm dosya kapsamı nazara alındığında, ilk derece mahkemesinin kabulünde yer alan sübuta ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmesi karşısında, mahkumiyet kararlarının yerinde olmadığı anlaşıldığından, anılan hükümlere yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine yazılı şekilde hükümlerin kaldırılarak sanığın zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkumiyetine karar verilmesi, isabetsizliğinden bozulmasına karar vermiştir.

Özel Daire sayın çoğunluğu ile ihtilafımız sayın çoğunluğun sübutuna ilişkindir.

I. İncelenen dosya kapsamında mahkemesince yapılan kabulün incelenmesinde

Sanık ile mağdurenin köyde komşu oldukları, aileler arasındaki komşuluk ilişkisinin üst seviyede olduğunu, ailece görüştükleri, sanığın çocuğu ile mağdurenin birbirlerinin evlerine gidip oyun oynadıkları, sanığın tam tespit edilemeyen bir tarihte mağdureyi yanına çağırdığı, mağdure ilk başta gitmek istemese de sanığın kendisine bağırmasından korkarak yanına giden mağdureyi ahıra götürerek mağdurenin kıyafetlerini dizine kadar indirip cinsel organı ile mağdurenin cinsel organına dokunmak ve sürtünmek suretiyle boşaldığı, yine bir defasında mağdureyi çay demletmek bahanesiyle eve çağırdığı,

annesinden izin alıp sanığın evine giden mağdureye arkasından dokunup sarıldığı, mağdurenin annesinin de eve gelmesi üzerine eylemini sonlandırdığı, bunların dışında farklı zamanlarda mağdureyi yalnız gördüğünde ya da tesadüfen rastladığında benzer şekilde mağdurenin vücuduna dokunduğu, mağdurenin sanığın bu eylemlerini ailesine anlatmadığı, bu olayın üzerinden 6-7 yıl geçtikten sonra evden kaçarak Ankara'ya gelmesi üzerine otogarda halasının mağdureyi alıp babasına teslim etmesinden sonra alınan kolluk ifadesinde sanığın eylemlerini anlattığı tüm dosya kapsamından olayın oluş şekli olarak kabul olunmuştur.

Sanık her aşamada hakkındaki suçlamaları reddetmiş ise de; sanığın da beyanlarında belirttiği gibi mağdure ve ailesi ile sanık arasında bir husumet olmadığı, bu nedenle mağdurenin iftira atması için bir neden bulunmadığı, ayrıca alınan ifadesinde mağdurenin sanığın doğrudan adını vermediği "köyde bir komşumuz" dediği,

sanığa iftira atacak olsa doğrudan sanığın adını vereceği, güvenlik güçlerinin çevrede yaptıkları araştırma ile sanığın adını tespit ettikleri, kaldı ki mağdure iftira atacak olsa evinden ayrılıp Ankara'ya gidince ailesine teslim edildiğinde ifade verirken değil doğrudan karakola ya da Cumhuriyet Savcılığına gidip şikayetçi olmasının daha beklenir bir davranış şekli olduğunun ve yine mağdurenin Çocuk İzleme Merkezindeki ifadesinde sanıktan şikayetçi olmadığını söylediği de dikkate alındığında mağdurenin beyanlarına üstünlük tanınmış ve olayın mağdurenin anlattığı şekilde gerçekleştiği kabul edilmiştir.

Her ne kadar mağdure ifadesinde sanığın organ sokmak suretiyle ilişkiye girdiğini iddia etmiş ise de aldırılan iç muayene raporunda kızlık zarının bozulmadığının belirtilmesi, gerekse sanığın eylemi sırasında canının yanmadığını, acı hissetmediğini söylemesi ve olay tarihinde yaşı itibariyle eylemi tam anlamlandıramayacağı göz önünde bulundurularak eylemin TCK'nın 103/1-1.cümle anlamında çocuğun basit cinsel istismarı suçunu oluşturduğu kabul olunmuştur.

Sanığın mağdureye karşı birden fazla eylemi olduğu, bu eylemler arasında belli bir süre farkı olmakla beraber sanığın sürekli olarak köyde yaşamadığı ve her an mağdure ile yalnız kalacak veya mağdureyi yalnız yakalayacak bir durumunun olmaması, ancak uygun fırsat bulduğunda eylemlerini gerçekleştirdiği dikkate alınarak eylemler arasında kastını yenileyecek kadar süre geçmediği, eylemlerinin zincirleme suç hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği kabul olunarak sanığın cezasında TCK'nın 43/1.maddesi uyarınca artırım yapılmıştır.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu bakımından ise; sanığın mağdureyi bazen korkutarak bazende çay demletmek için eve çağırırken asıl amacının cinsel istismar eylemini gerçekleştirmek olduğunu, çay demleteceğini söyleyerek mağdure ve annesinin iradesini sakatlığı, bu nedenle TCK'nın 109/2. maddesi anlamında hile şartının oluştuğu kabul olunmuş ve sanık bu eylemini çocuğa karşı ve cinsel amaçla işlediğinden TCK'nın 109/3-f ve 109/5. maddeleri uyarınca sanığın cezasında artırım yapılmıştır.

II. Temyiz incelemesine ilişkin görüşümüze gelince

Ceza yargılamasının esas amacı maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. Bu bakımdan hakim davayı muhakeme kuralları gereğince huzurunda görecek, olayı ilk günkü haline götürecek bu konuda yüz yüzelik ilkeleri gereğince sanık ile mağduru dinleyecek ve gözlemleyecek, elde ettiği delillerle vicdani kanaati ile hüküm kuracaktır. Delil tüm davalarda hükme ulaştıracak kurucu unsurdur. Bu bakımdan en hassas suçlar cinsel istismar ve cinsel saldırı suçlarıdır.

Bu suçlarda mağdur ile sanık arasında geçen eylem genellikle yapısı gereği tanık olmadan ve bariz delil bırakılmadan işlenen suçlardır. Bu açıdan davanın temelini oluşturan delillerden en önemlileri, Yargıtayca mağdur beyanı, doktor raporları, psikolojik inceleme evrakları, sanık ... mağdurun bulundukları çevre, aralarındaki yakınlık ve husumet incelemeleri olarak kabul edilmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 90. maddesi gereğince kararlarına uyulması gereken Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin inceleme kriterlerinde ise; mağdurenin beyanları çok önemli görülmüş, beyanlarını ana delil olarak kabul etmiş davayı gören mahkemeye ise bunu test etme yükümlülüğü yüklemiştir. (P.S/Almanya kararı 04.09.2011)

Yine, AİHM’sinin “M.C/Bulgaristan” davasında belirttiği gibi taraf devletlerin tecavüzü cezlandırma ve bu vakaları soruşturmak yönünde AİHS. 13. maddesi gereğince pozitif yükümlülüğü vardır. Cinsel şiddetin doğrudan kanıtlarının mevcut olmadığı hallerde yetkili makamlar tüm olguları incelemeli ve olayları çevreleyen koşulları değerlendirerek karara ulaşmalıdırlar.

Bu bağlamda tecavüz, saldırı ve istismarın sadece fiziksel bulguları değil, psikolojik bulguları da dikkate alınmalı, mağdurun olay anlatımı ağırlıklı olarak değerlendirilmeli, bu değerlendirme esnasında; mağdur eylemlerine değil, fail eylemlerine odaklanmalı, mağdurun yaşadığı travmaya bağlı psikolojik durumunu gözönünde bulundurulmalı, mağdurun travmaya bağlı tutarsız, karmaşık yahut eksik anlatımı olabileceğini gözeterek ayrıntılarda değil genel olay örgüsünde tutarlılık aramalı ve mağdurun olayın tek tanığı olduğunu unutmamak önemlidir, açıklaması yapılmıştır.

Avrupa Topluluğu Adalet Divanı (ATAD) “Şükran Aydın/Türkiye kararında ise; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 13. maddesi uyarınca tecavüz (saldırı/istismarı) iddialarıyla ilgili eksiksiz bir soruşturmanın, bağımsız tıp uzmanlarınca yapılacak pisikolojik muayeneyi de içermesi gerektiğini öncelikle belirtilmiştir.

Öte yandan tanıdık kişiler (akraba, komşu, öğretmen, iş arkadaşı, amir v.b) tarafından gerçekleştirilen cinsel istismar ve saldırı vakalarında, mağdurların bu kişilerle olan geçmiş ilişkileri, yakınlık düzeyleri olay öncesi ilişkilenme biçimleri ve daha sonra mağdur ile aynı çevrede kalmaya devam etmeleri, sebebiyle ivedi biçimde şikayette bulunmamaları mağdurun aleyhine yorumlanmamalıdır. Çünkü bu kişiler hakkında yasal müracaatta bulunma konusunda tereddüt yaşadıkları ve yabancı failler konusunda gösterdikleri kararlılıkları kimi zaman gösteremedikleri bilinen bir gerçeklik olarak kabul edilmiştir.

Yukarıda Yargıtay ve AİHM’since uygulanan krıterlerin ve açıklamaların mevcut davaya soruşturma ve kovuşturma yönünden tatbikine gelince;

1. Yüksek mahkemece bozmaya ilişkin kararda mağdure beyanlarında çelişki olduğunu belirtilmiş ise de; incelenen mağdure beyanlarının tüm yargılama aşamalarında çelişkisiz, olay örgüsünü doğru anlatır şekilde, yönlendirme içermeyen nitelikte olduğu görülmektedir. Çelişkiden kasıt nedir, bu açıklanmamıştır. Soyut ifadelerle bozma kararı verilmesi sonucunda, kadına yönelik cinsel suçlarda sistematik olarak cezasızlık sorununa sebebiyet verilecektir.

Cinsel istismara maruz kalan mağdurların yaşadıkları ağır travma ve toplumsal etki yönünden çoğunlukla ilk beyanlarının yeterli olmadığı bilinmektedir. İlk ifadelerde mağdurun dile getirdiği hususlarda önce yüz ve beden hareketlerinin önemli olduğu ancak bunların tutanağa geçirilmediği için beyanların görünüşte çelişkiler içermesi olağan karşılanmadır. Buna karşın mevcut davada mağdure beyanlarında çelişki yoktur.

2. Mağdurenin beyanlarını doğrulayan en önemli delillerden olan, mevcut olaydan ve sanığın eylemlerinden etkilendiğini gösteren Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Dairesinin 03.03.2017 günlü raporunda, mağdurenin ruh sağlığının mevcut olaydan dolayı bozulduğu belirtilmiş, yine bu doğrultuda yapılan incelemede mağdurenin akıl sağlığının normal düzeyde olduğunda açıklanmıştır. O halde ruh sağlığını bozacak düzeyde bir rahatsızlığı oluşturacak eylemi mağdurenin kurgulanması mümkün değildir.

3. Mağdurenin aile konutu ile sanığın aile konutları birbiriyle yanyanadır. Komşuluk ilişkileri mevcuttur. Dolayısıyla bir araya gelmeleri ve olayın gerçekleşmesi mümkün olmuştur.

Mağdure ile sanık arasında husumet bulunmamaktadır. Hatta mağdure sanığın ismini bile vermemiş yapılan araştırma sonucunda sanığa ulaşılmıştır.

Mağdure sanık ile aynı çevrede yaşadığı için müracaatını yapmakta tereddüt göstermiş hatta bir müddet sanığı korumak amacıyla ismini açıklamamıştır.

Yapılan açıklamalar ışığında; olayı ceza muhakemesi kuralları içerisinde tüm detaylarıyla inceleyen sebep ve sonuç ilişkilerini doğru kuran Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesi kararı isabetli olduğundan ve onanması gerektiğinden sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi, E. 2019/4998, K. 2019/13095, 9 Aralık 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Karşı Oy
  4. I. İncelenen dosya kapsamında mahkemesince yapılan kabulün incelenmesinde
  5. II. Temyiz incelemesine ilişkin görüşümüze gelince

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
14. Ceza Dairesi
Esas No
2019/4998
Karar No
2019/13095
Tarih
9 Aralık 2019

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2019/4998 K.2019/38511
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2019/4998 K.2019/8070
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2019/4999 K.2019/8991
  • Yargıtay 17. Ceza Dairesi E.2019/4999 K.2019/15237
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2019/4999 K.2019/12122
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2019/4999 K.2019/11184

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.