KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2005/11038 E., 2006/718 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Şubat 2006
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
487 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 16.6.2004 gününde verilen dilekçe ile harici satın almaya dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabul-kısmen reddine dair verilen 22.3.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davada 20.3.1997 günlü sözleşmeye dayanılarak bu sözleşme ile satın alınan 89 ada 33 parsel üzerinde inşaa edilen yapıdaki zemin kat giriş sağ tarafdaki dükkanın tescili, ıslah yoluyla ileri sürülen taleple de tescil olanaklı değilse satışa konu dükkanın rayiç bedeli ve sözleşmede kararlaştırılan cezai şart alacağının tahsili istenmiştir. Mahkemece, dayanılan satış sözleşmesi adi yazılı olduğundan resmi biçim koşuluna uyulmadan yapılan sözleşmeye dayanılarak tescil talebinde bulunmayacağından tescil talebinin reddine, geçersiz sözleşme nedeniyle davalı şirkete ödenen bedelin tahsiline, yine sözleşme geçersiz olduğundan buna dayanılarak da cezai şart istenemeyeceğinden cezai şart talebinin reddine karar verilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir.
Dayanılan 20.3.1997 günlü sözleşmede davalılardan ... İnşaat Tic. Ltd. Şirketinin satıcı olarak imzası bulunmaktadır. Ancak anılan şirketin dava konusu dükkanı hangi sıfatla hareket edererek davacıya sattığı anlaşılamamaktadır. Şayet bu satış davalı şirketin dava dışı kişilere yaptığı arsa payı devri karşılığı inşaat sözleşmesine dayanmakta ve davalı şirket o sözleşme ile kazanacağı şahsi hakkı davacıya devretmekte ise dayanılan satış sözleşmesi Borçlar Kanunun 163. maddesi hükmünce yazılı yapıldığından geçerli olacaktır. Bu yüzden mahkemece öncelikle davalı şirketin 20.3.1997 tarihli sözleşmenin yapıldığı sıradaki sıfatının açıklığa kavuşturulması önem kazanmaktadır. Bu konuda davanın tarafları isticvap
-2-
./..
2005/11038-718
olunmalı, bildirilecek tüm deliller toplanmalı, satışın geçerli olup olmadığı toplanacak deliller doğrultusunda değerlendirilmelidir. Bütün bu araştırmalar sonucunda biçimine uygun yapılmayan sözleşme ile mülkiyet nakli tahhüdünde bulunulduğu anlaşılırsa kuşkusuz bu sözleşme Türk Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213. 1512 Sayılı Noterlik Kanunun 89. maddesi uyarınca tarafları bağlamaycağından tescil talebinin şimdiki gibi rededdilmiş olması doğru olacaktır.
Yine bu araştırmalar sonucu sözleşmenin davalı şirketin yaptığı, arsa payı devri karşılığı inşaat sözleşmesi ile kazanacağı kişisel hakkın davacıya devir ve tekmliki amacıyla yapıldığı saptanırsa bu durumda davacıya devri gereken dükkanın halen kimin adına kayıtlı olduğu,
adına tapuda kayıtlı olan kimsenin Türk Medeni Kanunun 1023 maddesinde sözü edilen iyiniyetli kişilerden olup olmadığı veya kaydın 1024 maddedeki yolsuz tescil olup olmadığı üzerinde de durulmalı, eğer adına tapu kayıtlı olan kişi iyiniyetli kabul edilirse ve dayanılan satış sözleşmesi arsa payı devri karşılğı edilinecek kişisel hakkın devri amacıyla yapılmışsa orta yerde ifade imkansızlık söz konusu olacağından sözleşmede yazılı cezai şartın istenip istenemeyeceği düşünülmelidir.
Gerçekten, sözleşme geçerli ise bu sözleşmede ödenmesi kararlaştırılan cezai şart Borçlar Kanunun 158/1'de hükme bağlanan akdin icra edilmemesi (ifa edilmemesi) veya natamam olarak icrası halinde ödenmek üzere kabul edilmiş seçimlik ceza olduğundan ve akdin ifa edilmemesinden ötürü bu ceza istenebileceğinden değinilen yönün gözetilmesi gerekir. Mahkemece bütün bu nedenler üzerinde durulmaksızın istemin yazılı olduğu şekilde reddi bozmayı gerektirir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2005/11038, K. 2006/718, 1 Şubat 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama