Dava, evlilik birliği içinde edinilen malların birlikte alındığı iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
7.10.1953 tarih ve 7/8 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında vurgulandığı üzere, sicilde eşlerden biri adına olan taşınmazın aslında birlikte satın alındığı, bedelinin de birlikte verildiği iddiasıyla kaydın adına tescilini isteyen eşin bu talebinin kabulü için resmi bir sözleşmeye dayanmış olması gerekir. Aksi halde mülkiyet iddiası dinlenemez.
Alımda katkı da bulunduğunu iddia eden taraf resmi belgeye dayanmamakta ise bedelin davacı tarafından ödenmiş olması veya kısmen ödemede bulunması kaydın iptalini gerektirmez. Ancak bu gibi durumlarda yazılı belge gerekmeksizin eşler kanıtladığı takdirde karşı taraftan katkı payına ilişkin tazminat talep edebilir.
Eldeki dava salt mülkiyetin aktarılması istemi ile açıldığından ve davacı resmi şekilde yapılmış belgeye dayanmadığından tapu iptali ve tescil isteğinin reddine karar verilmesinde yasaya aykırılık yoktur. Davacının açıklanan hususları amaçlayan temyiz itirazlarının reddi gerekir. Ancak. Davalılar yargılama vekille temsil olunmamıştır. Tereke temsilcisinin Avukat olması davalılar yararına Avukatlık ücreti takdirini gerektirmez.
Bundan ötürü davalılar vekille temsil olunmuşcasına yararlarına Avukatlık ücretinin hüküm altına alınması doğru olmamıştır.
Kararın bu nedenle bozulması gerekirse de düşünülen yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç göstermediğinden temyiz olunan mahkeme kararı hüküm fıkrasının 4.bendinin karardan bütünüyle çıkarılmasına, yapılan yargılamaya toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre H.U.M.K.nun 438/VII.maddesi gereğince değiştirilerek DÜZELTİLMİŞ hükmün ONANMASINA, 10.3.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.