KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/10659 E., 2006/11674 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Ekim 2006
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
411 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 30.11.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve yayla olarak sınırlandırma istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 16.3.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, Hazine tarafından çekişmeli taşınmazın yayla yeri olduğu iddiası ile açılmış, mahkemece istek kabul edilerek dava konusu taşınmaza ait tapu kaydının iptaline yayla niteliği ile özel siciline kaydedilmesine karar verilmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir.
Davalıya dava dilekçesinin Tebligat Kanununun 21. maddesine göre tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle öncelikle anılan madde uyarınca geçerli tebligatın ne şekilde olacağının irdelenmesi gerekmektedir.
Tebligat Kanununun 21. maddesine göre kendisine tebligat yapılacak kimse, gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden çekinirse tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine yada memuruna imza karşılığı teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih tebliğ tarihi sayılır. Tebligat Tüzüğünün 28. maddesinin 1. fıkrası uyarınca da tebliğ memurunun muhatabın adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel olan komşu kapıcı gibi kimselerden veya o yerin muhtar veya ihtiyar kurulu üyelerinden veyahut zabıta amir veya
memurlarından soruşturularak, alınan beyanı tebliğ mazbatasına yazıp, altını imzalatması gerekir. Bu yön özellikle Tebligat Kanununun 23 ve Tüzüğün 33. maddeleri hükmünde de ayrıca vurgulanmıştır.
Eldeki davada davalıya çıkarılan tebligat incelendiğinde, 29.12.2005 tarihli duruşma günü 21.12.2005 tarihinde Tebligat Kanunu 21. maddesine göre tebliğ edildiği, tebligatın arkasına Üçoluk mahallesi Muhtarı Necati Koç'a tebliğ edildiği yazılmıştır.
Tebligat yapılacak davalının gösterilen adresine gidildiği, tebliği yapılacak muhatabın bulunmadığı, ihbarnamenin gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırılarak bu durumun en yakın komşularından T.Burçin'i haber verildiği hususları tebligat evrakına yazılmış, Ancak imzası alınmamaıştır. Bu durumda tebligat işleminin kanun ve tüzük hükmüne uygun yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Oysa Tüzüğün 28. maddesinin 1 fıkrası hükmünün aynen yerine getirilmesi halinde, tebligat memurunun gerçekten muhatabın adresine gittiği ve adreste bulunmadığı tevsik edilmiş ve tebligatın Tebligat Kanununun 21. maddesinde öngörülen koşulla yapıldığı kabul edilir.
Davalıya dava dilekçesi ve duruşma gününün usulüne uygun tebliğ edilmediği dikkate alınarak, yeniden usulünce duruşma günü tebliğ edilerek bundan sonra yapılacak yargılama sonucu hüküm verilmesi gerekirken bu hususun gözetilmemesi doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2006/10659, K. 2006/11674, 18 Ekim 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama