KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/10930 E., 2006/13078 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Kasım 2006
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
504 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 17.10.2003 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 20.04.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747 (önceki Medeni Kanunu’nun 671.) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel hükümden önce depo ettirilmeli, şayet dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de geçit için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmişse, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde, mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olunacağı durumlarda hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tesbiti yapılmalıdır.
Somut olayda; Davacı 916 ve 919 parsel sayılı taşınmazları yararına 915, 917 ve 920 parsel sayılı taşınmazlardan geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Mahkemece davacı parselleri yararına 920 parsel sayılı taşınmazdan geçit kurulmasına karar verilmiş; hükmü, 920 parsel sayılı taşınmaz maliki temyiz etmiştir.
Davacıya ait taşınmazlar yararına kurulan geçit 26.3.2004 tarihli krokide Belediye tarafından açılan yol olarak işaretli yere bağlanmış ise de; yolun paftada işaretli olmadığı anlaşılmaktadır. Az yukarıda açıklandığı gibi genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanmayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Geçidin bağlandığı Belediye tarafından açılan yol fiilen açık olsa dahi, kamulaştırılarak paftaya işaret ettirilmeden genel yol sayılmasına olanak bulunmadığından bu yolun kamulaştırılıp kamulaştırılmadığı araştırılmadan genel yol olarak kabul edilerek geçidin bu yere bağlanması doğru görülmemiştir.
Öte yandan, Davacı 916 ve 919 parsel sayılı taşınmazları yararına geçit hakkı kurulmasını istediği halde, davacı parselleri arasında irtibat sağlanmamış ve geçit kesintisiz olarak kurulmamıştır. Dava konusu her bir parsel yararına geçidin başladığı yerden ulaştığı genel yola kadar olan güzergahtaki aleyhine geçit kurulan tüm parseller ayrı ayrı belirtilmelidir. Bu nedenle davacıya ait taşınmazlar yararına geçit kurulurken fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi uyarınca davacıya ait parsellerden biri yararına kurulacak geçidin davacıya ait diğer parselden geçen güzergah tercih edilmek suretiyle kesintisiz kurulmalıdır.
Tüm bu ilkeler gözetilerek mahallinde yeniden keşif yapılarak en uygun güzergah yeniden belirlenmeli ve 26.3.2004 tarihinden sonra taşınmaz değerinde önemli artış yaratacak uzun bir süre gectiğinden geçit bedeli de yeniden belirlenmek ve belirlenen bu bedel depo edilmek suretiyle karar verilmelidir.
Bu yönler gözetilmeden yazılı olduğu şekilde hükmün kurulması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2006/10930, K. 2006/13078, 14 Kasım 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama