Dava, Türk Medeni Kanununun 1009 maddesi uyarınca tapu kütüğüne şerh edilen arsa payı karşılığı inşaat yapım ve taşınmaz satış vaadi sözleşmesi şerhinin terkini istemine ilişkindir. Mahkemece dava kabul edilmiş, hükmü davalı yüklenici şirket temyiz etmiştir.
Gerçekten yukarıda gösterilen yasa hükmü uyarınca arsa payı inşaat yapım sözleşmesinin, kayda sonradan malik olacak kişilere ileri sürülmesini temin amacıyla ve yüklenici yararına tapu kütüğüne şerhi olanaklıdır. Somut olayda terkin istenen 2.7.2002 tarihli şerh sözü edilen amacı sağlamaya yöneliktir.
Ne varki, sözleşmenin yapılmasından sonra ifa süresi başladığı halde yüklenici tarafından eserin meydana getirilmesi için bir çaba sarfedilmemiş, sözleşmenin arsa sahibi olan tarafları Borçlar Kanunun 358. maddesinden yararlanarak erken fesih hakkını kullanıp sözleşmeyi feshetmişlerdir. Feshedilen sözleşme yükleniciye koşulları varsa tazminat isteme hakkının verirse de bu sözleşmenin tapu kütüğüne şerhinin devamı bir hak sağlamaz.
Diğer taraftan üzerine inşaat yapılması kararlaştırılan 68 parsel sayılı taşınmazda davacılar dışında paylı maliklerinde bulunduğu görülmektedir. Davalı yüklenici birden fazla kişinin paydaş olduğu taşınmazda diğer paydaşlarla sözleşme yapıldığını ileri sürüp kanıtlanamadığından taşınmazın 2/6 payın malikleri ile yapılan sözleşmenin ifa olanağıda yoktur.
Mahkemece bütün bu yönler gözetilerek tapu kütüğüne şerh edilen sözleşme ile ilgili hakkın terkininde yasaya aykırılık bulunmadığından davalının tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, 23.11.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.