KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/11819 E., 2006/15307 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2006
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
521 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 09.08.2004 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 09.05.2006 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili, duruşmasız olarak davalılar vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 19.12.2006 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Av. ... ile davalılar vekili Av.S.... ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
1- Davacılar, murisleri ... ... ile davalılardan ... ve diğer davalıların murisi ... arasında noterde düzenlenen 23.08.1989 tarihli taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesi ile davalıların murisleri ... ... ... kızı ...'den intikal edecek olan ... Köyü 176 parsel numaralı taşınmazdaki hisselerinin devrinin taahhüt edildiğini belirterek tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuşlardır.
Davalıların, sözleşmenin geçerli olmadığını, davanın süresinde açılmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, tapu kaydında malik olan ... kızı ... ile satış vaadinde bulunanların murisinin aynı kişi olduğu belirli olmadığından dava tarihi itibariyle sözleşmenin ifa olanağının bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş,
Hükmü, davacılar ve vekalet ücreti yönündende davalılar temyiz etmiştir.
Dava, satış vaadi sözleşmesine dayanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.Kaynağını Borçlar Kanunu’nun 22. maddesinden ... taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanunu’nun 213. maddesi ile Türk Medeni Kanunu’nun 706 (önceki Medeni Kanunun 634) ve Noterlik Kanunu’nun 89. madde hükümleri uyarınca noter önünde resen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaad alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Medeni Kanunun 716 (önceki Medeni Kanun 642) maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
Davacıların tescil isteğinin dayanağını oluşturan satış vaadi sözleşmeside noterde resmi şekil şartlarına uygun olarak düzenlenmiş olup geçerlidir. Ne varki, sözleşme uyarınca istemin hüküm altına alınabilmesi için satış vaadinde bulunanların dava konusu taşınmazda pay sahibi olan malikin mirasçıları olduklarının bir başka deyişle satış vaadine konu payda tasarruf haklarının bulunduğunun öncelikle çözümlenmesi gereklidir. Dosyaya konulan tapu kaydına göre.
176 parselde 63/60 oranında pay sahibi olarak ... kızı ... mirasçıları yazılıdır. Yine dosyaya sunulan veraset ilamına göre de, ... oğlu ... kızı ...'nün 1935 yılında ölümü ile mirası ... kızı ... ...'a kalmıştır. Satış vaadinde bulunan ... ... ve ... ... ise ... ve ... kızı ... ... mirasçılarıdır.
Davacılar, tapu maliki ... kızı ... mirasçılarının satış vaadinde bulunanlar olduğunu iddia ettiklerine göre, mahkemece dava konusu kaydın malik hanesinin düzeltilmesi için davacılara yetki verilerek açılacak davanın sonucuna göre sözleşmenin ifa olanağının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
2- Davalılar, verilen karar uyarınca hükmedilen vekalet ücretinin nisbi olarak belirlenmesi gerekirken, maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olmadığından bahisle temyiz isteminde bulunmuş iselerde, 1.bentte açıklanan nedenle hükmün bozulmasına karar verildiğinden davalıların temyiz istemlerinin incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2006/11819, K. 2006/15307, 19 Aralık 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama