KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/11977 E., 2006/14243 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Aralık 2006
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
324 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 20.08.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali, tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 09.12.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemi ile 20.08.2004 tarihinde Sulh Hukuk Mahkemesinde açılmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Davada 27.03.1992 günlü biçimine uygun düzenlenmiş taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayanılmıştır. Gerçekten, bu sözleşmede satımı vaad edilen dava konusu taşınmazın 350.000.000.TL. değerinde olduğu yazılıdır. Az yukarıda söylendiği üzere dava 20.08.2004 tarihinde açılmış, mahkemeden hukuki himaye bu tarihte talep edilmiştir.
492 sayılı Harçlar Kanununun 16. maddesince “müdahalenin men’i, tescil, tapu kayıt iptali gibi gayrimenkulun aynına taalluk eden davalarda, gayrimenkulun değeri nazara alınarak” harç alınır. Mahkemelerin görev konusunu düzenleyen HUMK 1 .maddesi gereğince de görev dava olunan şeyin değerine göre belirtilmiş ise görevli mahkemenin tespitinde davanın açıldığı gündeki değerin esas tutulması gerekir.
Diğer yandan taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayalı davalar münhasıran Sulh Mahkemelerinin görevini tayin eden 8.madde kapsamında da değildir. Bütün bunlar dışında gerek harç sorununun, gerekse görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu tartışmasızdır. Böyle olunca mahkemenin görevi belirlenirken
sözleşmede yazılı değere bakmamak, eldeki davanın taşınmazın aynına ilişkin tapu iptali ve tescil davası olduğu düşünülerek dava konusunun davanın açıldığı gündeki değeri keşfen belirlenerek, görevli mahkeme tayin edilip,şayet Sulh Hukuk Mahkemesi görevli ise davayı esastan karara bağlamak gerekir. Yüksek Hukuk Genel Kurulu’nun 29.03.2006 ... ve 2006/14-91-115 sayılı kararı da bu doğrultudadır. Dairemizin yerleşik içtihatlarına aykırı biçimde görev hususu düşünülmeden işin esası hakkında karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2006/11977, K. 2006/14243, 1 Aralık 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama